DERİN DÜNYA SEYAHATİ-7

DERİN DÜNYA SEYAHATİ-7

İKİ DEFA DENENEN ARMAGEDON KIYAMETİ

Birinci Kara Kıyamet Savaşı; Tarihte Armagedon kıyamet savaşı iki defa denenmiştir, ancak ikisinde de kıyamet başarılamamıştır.

Birinci kıyamet savaşını, Antik derin Mısır Firavunizmi planlamıştı, seferin akıl hocalığını, Büyük İskender’in Helen’ li hocası felsefeci Aristo yapmıştı, Aristo yetiştirdiği küçücük İskender’e “Büyük” ön unvanı takarak İskender’i MÖ 334 yıllarında savaş meydanlarına sürerken, tüm maddi ve manevi desteği Antik Mısır sağladı ve Mısır’ın tapınak rahipleri Büyük İskender’i dünyaya Firavun olarak ilan ettiler, ayrıca Mısır’da İskender’in (İskenderiye) adına bir şehir kuruldu.

Bu kıyamet savaşı denemesinin temeli, Antik Mısır ın hermetik ezoterizmine ve Helenistik felsefe dayanmaktaydı. Ancak Mısırlılar ve Helenliler Allah’ın hesabını unutmuşlardı.

Sonuç olarak Orta Asya’nın bozkırlarında bozguna uğrayarak, aç susuz bir şekilde arkasına dahi bakmadan kendisini, Babil sarayına zor bela atan İskender, burada son nefesini verdi ve böylece kıyamet savaşı yere çakılarak Mısır’lıları ve Helenli’leri helak etti,

İkinci Kara Kıyamet Savaşı; İkinci armagedon kıyamet savaşı MS 1094 yılında Avrupa’nın Ortadoğu’ya top yekûn saldırısı ile başlatıldı, haçlı seferleri olarak tarihte yerini alan bu armagedon kıyamet savaşı yaklaşık iki yüz yıl devam etti, ancak haçlılar döktükleri onca kana rağmen kıyamet çıkarmayı başaramadılar ve geldikleri Avrupa’ya Ortadoğu’da elde ettikleri tapınakçı hüviyeti ile geri döndüler.

Tapınakçı olarak Avrupa’ya dönen haçlılar 1313 yılında Fransa’da başlayan Molay operasyonundan sonra engizisyon mahkemelerinde tam bir kıyıma tabi tutularak yakıldılar ve helak oldular, kaçabilenler yeraltına çekildiler ve kayboldular.

1313 yılında yer altına çekilen tapınakçılar 1787 yılında başlatıkları sözün ona özgürlük temelli iç ihtilale Fransa da iktidarı ele geçirmişlerdi ve kanlı kara savaşı başlatmak üzere Şövalyeci Napolyon Bonapart’ı yeniden Mısır’a göndererek yeni bir deneme yaptılar, kara kanlı Şövalye Napolyon İstanbul’a varıp oradan geri dönerek orta doğuyu cayır cayır yakacaktı, ancak Osmanlı ve İngilizlerin demir kalkanına çarparak kafası kan içinde gersin geri Fransa’ya dönmek zorunda kaldı.

Haçlı seferleri gücünü, fikrini ve hedefini, Antik Mısır’ın çöktüğü tarihte Ortadoğu’da Avrupa’ya kaçan kutsal kasecilerde, tapınakçılarda, Mısır’ın hermerik gizeminde ve Asya’nın nizari felsefesinden alarak harekete geçmişti, ancak onlarda Allah’ın hesabını unutmuşlardı, sonuçta hem batıdakiler hem de doğudakiler helak oldular.

Üçüncü Kıyamet Savaşı; Tarihte ders almayanlar, bir türlü başaramadıkları kıyamet savaşının başarmak için intikam hırsı ile günümüzde yeniden bir armagedon kıyamet savaşı planlamaktadırlar. Günümüzün kıyametçileri kendilerine küreselci demektedirler. Bunların gücü evanjelistler, kabalist Yahudiler, tapınakçılar, masonlar, paraya hükmeden finansçılar, dünyadaki çok sayıdaki gizemli yeraltı örgütleri, bazı devletler, çok sayıda cemaat, dernek, topluluk ve organik bağlardan oluşturmaktadır. Bunlar son üç yüz yıldır yer altında örgütlendiler ve devletler ile istihbarat örgütlerine sızarak güçlendiler. Dünya yüzüne öylesine yayılmışlar ki ilk bakışta hepsi kendi başına hareket eden birer kurum gibi gözüküyorlar, hepsinin programları ayrı ayrı gibi gözüküyor ancak iş öyle değil dünyadaki tüm gizemli sihir tabanlı bu Babil astroloji sinin çocukları tek bir idareye tek bir köke ve tek bir platforma bağlı olarak faaliyet göstermektedirler.

Küreselcilerin kıyamet savaşı alanı, Afganistan sınırında başlayıp Mısır’daki kızıl denizde sonlanmaktadır. Arap baharı, Saddam Hüseyin’in ve Kaddafi’nin öldürülmesi, Suriye vahşeti, İran’a yaptırımlar, 15 Temmuz vahşeti, Yunanistan’ın Ege’deki operasyonları, Arabistan’ın Katar’a saldırısı, Yemen İç savaşı, Akdeniz deki petrol kavgaları ve benzeri her türlü kaos ve savaşların tamamı işte bu Armegedon kara kanlı savaş planının alt yapısını oluşturmaktadır.

Küreselcilerin kökeni, kabala felsefesi ve antik Mısır’ın dip büyü ve gizemine dayanmaktadır,

Günümüzün kara armagedon atlıları olan, küreselciler insanlara, mutluluğun yolu olarak sadece, Mekanikçi, Nevton’un ve Tabiatçı Darwin’in yolunu, sadece uygarlığı, pozitivizmi, likitçiliği, gizemi, sihiri ve tekniği, önermektedir.

Her yerde ve her fırsatta ilmin her şeyi çözeceğini, insanın yaratılmadığını, insanın tabiatın bir parçası olduğunu söylemektedirler. Yaşamın her şeyini üretimin belirleyeceğini öğretmektedirler, insanın da bir tarım üretimi olduğunu, Yaradılışın olmadığını, yani Allah’ın, sırrın, mucizenin olamadığını söylemektedirler, Ahlakın, vicdanın, adaletin, kültürün, dinin, sanatın, hakikatin olmadığını ve bunların önemli olmadığını, altan alta veya açıktan açığa insanlara öğretiyorlar ve insanları ikna etmeye çalışıyorlar.

Peki bir düşünün insanlar adaletten, hakikatı aramaktan, sırdan, mucizeden, Ahlaktan, vicdandan, kültürden, dinden, sanattan, uzaklaştıkça her konuda vahşet neden artıyor acaba.

İnsanlar ve insanlık olarak, hayatı çözdüğünü sanan, insanı dahi fabrika üretimi sayan, bu karanlık kıyametçi küreselcilere karşı ne yapmalıyız.

Yeni bir seyahatname yazısında buluşmak üzere sağlıklı, mutlu ve muhabbetle kalın, Rıza Çubuk.

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat etmeyi, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…