DERİN DÜNYA SEYAHATİ-5

DERİN DÜNYA SEYAHATİ-5


PAGANLARIN ULAŞTIĞI AŞAMA

Temelden pagan olan Küreselciler artık çoğaldılar, Amerika ve Fransa gibi ülkelere sığmaz oldular ve tek tük devletlerin yönetimi onlara yetmez oldu, artık dünya krallığını açıktan açığa istiyorlar, bu sebeple öteden beri gelen mavi kanlı soylu hanedanları/krallıkları da artık istemiyorlar ve onları ortadan kaldırmak üzere onlara yönelmiş durumdalar. Mülteciliği arttırmaya çalışmalarının bir sebebi de yine aynıdır, artık ari ırkın homojenliğini gücünü ve onun mavi kanlı meşrutiyet/krallığa dayalı yönetimlerini yok etmek istiyorlar, mavi kanlı krallıklar yakında yok olacağı benziyor.

Sonunun geldiğinin farkında olan mavi kanlı krallıklar dünyada işbirliği yapacak ortaklar arar oldular, en üst ve en güçlü mavi kanlı krallık olan Windsor hanedanlığı kolayca yenilecek ve pes edecek değil, her şeyden önce Windsor kraliçesi çok mahir bir kişilik.

Fransa’daki sarı yelekliler olayı Fransa’ya has bir olay değildir, tam ve açık olarak Windsor hanedanlığını hedef alan bir kalkışmadır, 1313 yılında yapılan tapınakçı avından sonra yemin etmiş olan tapınakçılar Fransa’yı 1789 yılında ele geçirmişlerdir ve halen küreselcilerin portatif ülkesidir ve şimdiki yönetimde yine küreselci bir yönetimdir, yani sarı yeleklilerin hedef ülkesi Fransa değildir, ve isteklerin hepsi de planlanmış sahte isteklerdir, sarı yelekliler bu kalkışmayı İngiltere ye taşımak için Fransa’yı sadece bir kalkış istasyonu olarak kullanmaktadırlar, Sarı yeleklilerin arkasında küreselci derin dünya lordları vardır ve sarı yelekliler kanlı kar topu toplayıcısı olarak kullanılmaktadır. Onların başka istekleri yoktur. Sarı yelekliler, Küreselci kara şövalyeci Bonapartın ve hapsburg hanedanlarının ön yüzü olan Bavyera finansçılarının çocuklarıdır.

Ancak, dünyada paganlara karşı direnecek çok az devlet kalmış durumda, Almanya genel olarak, özellikle de Saksonyası halen direnmektedir. Direnişten vazgeçerse Almanya’nın Saksonya ve Bavyera olarak ikiye bölünmesi kaçınılmaz olacaktır. Küreselciler yeni dünya düzeni dedikleri ütopyalarına her gün biraz daha yaklaşıyorlar son olarak Venezuela ülkesine dışarıdan ve direkt olarak başkan (Guaido’yu) atamayı denemiştir.

Küreselci paganların inandığı din, babalık tanrısı osilis’in dünyaya gönderdiği oğlu horusun gözü aracılığı ile dünyayı hakimiyeti altında tuttuğuna inanıyorlar.

Küreselcilerin askeri gücü ABD ve benzeri orduların içine gizlenmiş durumdadır.Finansal gücü FED ve bağlı kuruluşlardır. Beyin takımı ise pozitivist/ likit/ kabalacı/ ütopyacı ve materyalist temele dayanan, diğer bir deyişle, sadece tekniğin ilerlemesine dayanan maddiyatçılardır, bunlar ilimden, ütopyadan başak bir şeye inanmazlar, sadece şehirlerde yaşarlar, konfora ve modern yaşama bayılırlar, kültürü, sanatı, felsefeyi, şiiri, Hamlet’i/Shakespeare, İncil’i, Ku’ranı ve düşünenleri asla sevmezler, inanamazlar ve itibar etmezler, bunlar için çocuk yapmak endüstriyel üretimdir, hislere önem vermezler, sadece akla inanırlar, işte o kültür, vicdan ve ahlak (ahlak aklın mahsulü değildir) barındırmayan kuru akılları onları  vahşet yapan aynen pagan Roma yönetimi gibi birer robota döndürmüştür.

Paganlar, insanlığın birikmiş kültürünü ret ediyorlar, bunlar anti dünyacıdır, tek taraflı sadece tekniğe dayanan kendi kültürlerini hakim kılmak istiyorlar,(Ancak insanlık, sadece uygarlık/teknik ve ütopyaya dayanan bir yaşamı asla kabul etmeyecektir. Çünkü insanlık devlet baskısını, disiplini maneviyatsız düşünmeyen bir yaşamı asla kabul etmeyecektir, bu insanın yaradılış tabiatına aykırıdır. Sonuç olarak insanlıkla bu paganlar arasındaki savaş sonsuza kadar devam edecektir.) tek başına  bunun için öncelikle Sümerlerde alınma sembollere dayalı bir emoji dili üretmek istiyorlar, ayrıca Sümer tabletlerinde anlatılan tanrı anlatılarına inanıyorlar ve kendilerinin nibiru gezegeninde geldiklerini dolayısıyla tanrı olduklarını iddia ediyorlar, halbuki Sümer tabletleri dünyaya gönderilen 124 bin peygamberin söylediklerini insan dilinde kendi söylemiş gibi uydurmadır, Sümer tabletleri birer yanıltmadır.

Paganların kendilerine has ilimlerinin adı okültizmdir. Bu üst başlıktır ve okültizmin alt başlıkları da vardır bu ilimlerine göre hareket ederler. Okültizm demek ezoterik/gnostizmdir yani gizli öğretilerin hayata geçirilmesine çalışmaktır. kısacası Mısır hermetik gizemine dayanan, sihircilik ve büyücülüktür.

Geldiğimiz noktadan dünyanın yeni patronu olmaya çalışan paganlar, ulusal ülkelerde zeka bekası sorunu yaratmak için düzenli olarak darbeler yaptırıyorlar, amaç genç ve düşünen beyinleri/nesilleri yok etmek ve ülkeleri kesintiye uğratmaktır. Öyle ki ülkelerin insanları düşünemez ve analiz yapamaz hale getiriyorlar, biliyorlar ki ilim bir araştırmanın ve zekanın ürünüdür, endüstri ise fabrikalarda tatbikata konan ilimin ürünüdür, darbeler yaptırarak böylece düşman oldukları ülkelerde endüstrinin gelişmesini engelliyorlar.

İşte aynı oyunu ülkemizde de oynadılar, bu gün Milliyetçilerin ve Solcuların lider ve kadro sıkıntısı çekmesinin ana sebebi 1960, 1970 ve 1980 darbeleridir. 80 darbesinde önce ve sonra Ülkücülerin ve Solcuların büyük bir kısmını kırıp yok ettiler, bir düşünün sizce de öyle değil mi. Tabi yeterli kadrosu olmayanlar dünyayı okuyamıyor, analiz yapamıyor ve çözüm getiremiyor.

UZAYDA PLANLADIKLARI

Birinci dünya savaşını çıkaranlarda, Lenin’ e 600 milyon doları vererek, onu İsviçre’den 293 nolu Trene bindirip sonrada onu mühürleyip/ diplomatik dokunulmaz tren haline getirerek Rusya’ya gönderende, Rusya’da ihtilal yapanlarda, küreselciler ve işbirlikçilerdir. Rusya’ya teknolojiyi verenlerde yine onlardı, bunu karşılığında Rusya’nın yeraltı zenginliklerine el koydular. Arkasında, ikinci dünya savaşını planlayanlar da çıkaranlar da yine aynı kişilerdi.

Şimdi, de dünyanın tamamını istiyorlar. Bunun için üçüncü dünya savaşını planlamaları gerekiyor, planladıkları dünya savaşı Armageddon savaşına dayanmaktadır, Kabalacı Pavlusun öğretisi olan Mesihi dünyaya indirme planına dayanıyor, inandırıcı olsun diye uzun süredir Ufo’larla ve Merihlilerle ve uzaylı yaratıklarla insanlığı meşgul ediyorlar, örneğin, Papalık Mesih’in iniş anını kaçırmamak için yirmi dört saat kesintisiz olarak Kudüs’ü kamera ile izlemektedir, Mesih’in Kudüs’e ineceğine inanıyorlar, bütün bunlar üçüncü dünya savaşı planlarıdır. Bunlar açık olarak ortada iken insanlığın neler yapması gerektiğini bu konuları anlatmayı bitirdikten sonra yazacağız.

(Bazı okuyucular, bu konuların dayanakları ve dipnotları nerede diye soruyorlar, Şöyle ki;

Olayların arka planını ve derinliğini anlatırken amaç O derinliklere gizlenmiş esas sebebi ortaya çıkarmaktır. Derinliklere gizlenmiş olanların ise zaten belgesi olmaz ki. Ayrıca yazılan her şeyi belgeye bağlamak makale değil, VAKAYİNAME olur.

Makale yapılan araştırmalar sonunda varılan okumalar dır.) Yeni bir seyahatname yazısında buluşmak üzere, sağlıklı, mutlu ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

Yazı – “Derin dünya seyahati-6” olarak devam edecektir.

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat etmeyi, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…