DERİN DÜNYA SEYAHATİ-4

KİTLESEL OLARAK YOK ETME PROJELERİ

Dünyanın yeni patronu küreselciler dünyayı sadece kendileri ve hizmetçilerinin yaşadığı bir yer haline getirme projesi geliştirmiş durumdadır.

Bu projenin son aşaması olan nüfus konusu 2014 yılında ABD’ ki küreselcilerin üniversitesinde yapılan toplantıda, dünya nüfusunu öncelikle yarıya indirmek, sonrada en fazla üç yüz milyona indirmek olarak açıklanmıştır.

Küreselciler bu kıyamet projesini gerçekleştirmek için, kendilerine hizmet edecek robot teknolojisini tam anlamı ile gerçekleştirme yolunda ilerliyorlar, diğer yandan insanlığın sanki doğal yollarda yok olmuş görüntüsü vermek için gıda, ilaç, gübre/kimyasal ve yıkım teknolojisi kullanarak kısa süre içinde yok etmeyi planlıyorlar, bu projeler artık deşifre olmuş durumdadır, gizli bir tarafı kalmamıştır.

GIDA İLE YOK ETME PROJESİ

Gıdaları kullanarak yok etme projesi için, Hibrit tohumunu (Kısırlaştırılmış sadece bir defa kullanılabilen tohum) GDO’lu tahıl üretimini (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) ve toksin (Mikroorganizmaların salgıladığı zehir) zehirlenmesini kullanıyorlar, bunların hepsi de insan sağlığını temelinde değiştirip kronik hastalıkların artışına sebep olmaktadır. Küreselciler bu yöntemlerin hepsini de insanlığın faydasına yapıyoruz yalanı ile yapıyorlar, dünya nüfusunu doyurmak için yaptıklarını söylüyorlar, madem öyleyse Afrika neden açlıkta kırılmaktadır bir düşünün.

GÜBRE İLE YOK ETME PROJESİ

Dünyada tarımı daha verimli hale getireceğiz bahanesi ile geliştirilen ve kullanılan gübreler artık tam anlamı ile toprağı yok etmektedir, artık tüm dünya bunun farkına varmış durumdadır, saklanacak bir tarafı kalmamıştır, bunu yaparken dünyadaki açları doyurmak için yapıyoruz diyorlar, madem öyleyse Afrika neden açlıkta kırılmaktadır bir düşünün.

İLAÇLA YOK ETME PROJESİ

Tarımda yapılan zehirlemeler sonunda artık insanlar tedavi edilemez kronik hastalıklarla karşı karşıya kalmış durumdadır, işte tam burada küreselciler tekrar devreye girerek, bu defa da ürettikleri ilaçlarla tedavi eder yalanı reçetesi ile insanları ikinci defa zehirlemektedirler, piyasadaki ilaçların zehirli yan etkileri tam bir yok etme projesinin küçük bir parçasıdır.Küreselciler bu planları tam bir gizlilik içinde yaptıkları anlaşılmaktadır. Zira ilaç sektörünü ve tarım sektörünü ele geçirmiş durumdalar. Sonuç olarak kitlesel hastalıklar planlıyorlar, böylece sanki doğal yollarda olmuş felaketlerle dünya nüfusunu önce yüzde eli azaltacaklar sonrada üç yüz bine indirmeyi planlıyorlar. İşlerini ise robotlara yaptıracaklarını düşünüyorlar.

TEKNOLOJİ İLE YOK ETME PROJESİ

Amerika’da devam eden HAARP projesi ile ve Avrupa’da devam eden CERN projesi araştırmaları ile üretecekleri teknolojisi ile iklim ve tabiata müdahale etmek, yani suni depremler, tsunamiler, yağmurlar, soğuklar, sıcaklar, susuzluklar, çorak topraklar ve rüzgârlar üreterek insanlığı kontrol altına almayı ve yok etmeyi planladıkları anlaşılıyor, Haarp teknolojisi ile yerin on kilometre altını gördükleri bildirilmektedir, bu teknoloji ile yeraltı madenlerini tespit edebiliyorlar, iklime müdahale edebiliyorlar ve felaketler oluşturabiliyorlar.

Örneğin, 17 Ağustos 1999 İzmit/Gölcük depreminin yapay deprem olduğu halen tartışılmaktadır, çünkü deprem gece saat üçte olmuştu ve sabah saat beşte İsrail askerleri oralarda gezerken tespit edilmiştir, peki İsrailli askerler iki saat içinde nasıl olmuşta oraya gelmişlerdi, evet bu depremi yapay olarak üretenler onları oraya getirmiş olmalıydı.

Başka bir örnek 2011 Mart ayında Japonya da meydana gelen 8.9 şiddetindeki deprem sonunda patlayan Fukuşima Nükleer santrali de yine bu yöntemle yapay olarak yapıldığı tartışılmaya devam etmektedir.

Küreselciler insanları yok etmek için bu yöntemleri kullanmasının sebebi insanların doğal felaketlerle yok olduğunu ve geri kalan insanların buna inanması için yapmaktadırlar, isteseler ellerindeki nükleer bombalarla da yok edebilirler, ancak O zaman insanlık onlara düşman olacaktır ve bu bombalarda kendileri de zarar görecektir ayrıca kendilerine kalmasını istedikleri dünyanın bundan zarar görmesini istemiyorlar.

Küreselciler gıdaları zehirledikleri için ileride kullanabilecekleri geleneksel tohumlar için NORVEÇ in buzulları altında otuz yıldır Kıyamet Ambarı dedikleri ambarlarda saklıyorlar. Küreselciler kendilerini Tanrı olarak görüyorlar ve insanlıkta açık paganizmin öcünü almak istiyorlar. Yeni bir seyahatname yazısında buluşmak üzere, sağlıklı, mutlu ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

Not: Yazı 5 olarak devam edecek.

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat etmeyi, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…