MERSİN SEYAHATİ-2

MERSİN SEYAHATİ-2

NE BENZİNCİ AMA!      “VAY BABA VAY”

Şimdi size unutulmaz bir benzinci hikayesi anlatmaya çalışacağım. İstanbul’dan çıktığımız seyahatimizi, önce İç Anadolu’dan dolaşarak, Ak denize, oradan da Egenin en ucundan yer alan, Datça’da tatil yapmak üzere planlamıştık.

Sen misin? Planlayan!

Sen misin? yola çıkan, dercesine yolumuz Mersin’in Mut ilçesinde kesildi,

Nasıl mı?

Kimin başına gelse, inanıyorum ki bir daha hatırlamak istemez…

Biz de hatırlamak istemiyoruz, ancak bunu yazalım da belki bir işe yarar ve belki bir başkasının başına da gelmesine mâni olmuş oluruz…

27 Haziran 2016 Pazartesi günü yola çıkmıştık. Üç gün içinde, Eskişehir, Afyonkarahisar, Konya ve Karaman şehirlerimi gezdikten sonra, 30 Haziran günü Mersin’in Mut ilçesinde idik ve sabah saatlerinde yola çıktık.

Yolumuz Gülnar ilçesine, oradan da Anamur ilçesine ulaştıktan sonra Ege yönüne devam edecekti.

Ama birisi “yok olmaz” “durun bakalım” benden habersiz böyle nereye gidiyorsunuz dercesine, arabaya benzin yerine gırtlağına kadar MAZOT doldurdu.

Nasıl yani! dediğinizi duyar gibiyim…

Evet, evet aynen, şöyle oldu abiler;

(Başımıza geleni aşağıda ki gibi yazarak OPET şirketine gönderdim.)

30 Haziran 2016 sabah saatlerinde MUT ilçe merkezinde, GÜLNAR ilçesine gitmek üzere yola çıktık, yolun sağında ve solunda yer alan OPET in sağımda bulunan istasyonuna girdim. (Kullandığım araba, Nissan Qashgai bu arabanın depo kapasitesi 65 litredir.)

Pompanın yanına park ettim. Pompacı hemen geldi, pompacıya depoyu 95 ile tam doldurmasını söyledim. Tamam dedi.

Ben arabanın sol yanında idim ve pompacıyı takip etmedim. Bir süre sonra görevli birden pompayı kapattı ve hızla markete gitti.

Ne olduğunu anlamadım, bir süre sonra başka bir görevli geldi ve bana Abi sen yakıt aldın mı? dedi.

Bilmiyorum görevli pompayı aniden kapatıp gitti, bir şey söylemedi deyince adam pompayı yeniden açtı ve depoya benzin doldurdu. (Bu defa pompacının benzin doldurduğunu gördüm)

Pompacıya önceki fişi de getirin hepsini ödeyeyim dedim.

Pompacı birinci fişi de getirmek için markete gitti, bende arabayı yıkamaya çektim arabada indiğim anda orta yaşlı birisi ile karşılaştım. Adı ADNAN ÖZTÜRK olan bu arkadaş, bana kendisinin müdür olduğunu, arabama da BENZİN değil MAZOT doldurduklarını söyledi.

E peki de neden haber vermediniz, ben arabayı çalıştırmazdım dedim. Abi çocuk gelip söyleyememiş. Şimdi ben çekçiyi çağırayım gelip arabayı sanayi ye çeksin orada çok iyi bir usta var sana garanti veriyorum arabana hiçbir şey olmayacak dedi. Bu hata ikincidir, daha öncede olmuş tu, biz O ustaya yaptırdık hiçbir şey olmadı dedi.

Ben onun teklifini kabul etmedim, arabanın yetkili servise çekilmesi gerektiğini söyledim.

Bu konuda uzun süre tartıştık.

İlla da burada yapılırsa hiçbir şey olmayacağını GARANTİ verdiklerini tekrar edip durdular.

Sonra ALİ USTA adında birisi geldi, ben yaparım abi GARANTİLİ deyip üzerime geldiler. Yanımda sadece eşim vardı.

Sesimiz iyice YÜKSELMEYE başladı ve ben onlara şöyle dedim. “BEN SİZE GÜVENMİYORUM” ya siz arabamı yetkili servise çekin ya da ben çekeceğim.

Bunun üzerine markete gittiler ve arabaya MAZOT dolduran görevliyi gönderdiler Görevli gelip ağlamaklı bir sesle “Abi, eğer arabayı burada tamir ettirmezsen beni işten atacaklar, gibi bir sürü yalvarma yaptı…

Peki hatanı nasıl anladın dedim, “Abi ben MAZOTU doldurmaya başladıktan sonra arabanın BENZİN KAPAĞININ içinde  “95 BENZİN” yazan ETİKETİ gördüm dedi”

Peki niye markete kaçtın dedim “Abi ben YETKİLİLERE HABER VERİP GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALSINLAR DİYE gittim dedi”

Nasıl önlem alacaklarsa bilmem. (Galiba, kamera kayıtlarını silip dolumu iptal edeceklerdi.)

Yaklaşık bir buçuk saat sonra, arabayı çekiciye yükleyerek 165 km uzakta bulunan MERSİN merkezdeki ONUK isimli yetkili servise gitmek üzere yola çıktık. Çekici bizi tam olarak iki buçuk saat sonra servise ulaştırdı.

SERVİS te tamir akşam 18.38 de bitti ve biz gideceğimiz GÜLNAR ilçesi yol ayrımında tam olarak 140 km uzaklaşmış olduk.

Çekici 400-TL istedi Parasını Adnan Öztürk biz ödeyeceğiz demiş çekici şoförü Veli Yılmaz’a

ONUK yetkili servisi hizmet bedeli olarak 450-TL istedi bu parayı da servis yetkilisi Erkan Kılıç’la telefonda görüşen Adnan Öztürk biz ödeyeceğiz demiş. Ve havaleyi yapmıştı biz orada iken.

Telefon görüşmesi sırasında depoda çıkacak mazotun bir bidona doldurulmasını ve kendilerine gönderilmesini istedi. O da bu mazot için bir bidona ihtiyaç olduğunu onunda parasını göndermesi halinde mazotu muhafaza edeceğini ve kendilerinin gelip alması gerektiğini söyledi.

Görüldüğü gibi, firmanıza güvenerek girdiğimiz istasyonda bizim bir günümüzü tam anlamı ile mahf edilmiştir.

Planlamış olduğumuz yolumuzu değiştirmek zorunda kaldık. Üzüntümüz zaten bize yetti.

Şimdi sizin aracılığınız ile soruyorum. Bu bir yanlışlıktır kusura bakmayın demekle bitecek bir hata mıdır?

Ya da

Parasını biz öderiz, siz istirahat buyurun, gibi pislik ve mikrop bir düşünceyi içinde barındıran bu yaldızlı cümle, işin üzüntüsünü karşılar mı?

Şimdi de SİZE SORUYORUM; Hani nerede sizin güvenli eğitiminiz ve denetiminiz. Veya hani nerede, sizin gizli mizli müşteri denetiminiz.

Sizin istasyonları eğitmediğimiz ve kontrolde tutmadığınız O kadar açık ki bundan açık bir belge var mı?

Sayın yetkililer,

Benim arabamı Mut da tamir ettirmek için söylemedik laf yalvarmadık hal bırakmamalarının nedeninin, bu olayı istasyon patronunda saklamak için yaptıklarını her halde anlamışsınızdır…

Eğer bu doğru değilse, durum daha da kötü bence, çünkü az masraf olsun diye bu yalvarışları gösterdiler. Kötü olan tarafı ise müşteriyi ve arabasını boş ver biz az masrafla kurtaralım düşüncesidir. İşte gördüğünüz gibi bu durum tam bir rezilliktir. Bitmişlik tir ve Berbatlıktır…

Bizim üzüntümüzü kim neyle ödeyecektir. Bunu siz söyleyin… ya da istasyon söylesin…

Eğer ki bu olaydan on iki saat sonra ya da daha ileri ki bir günde, İstasyon bizi arayıp Ne oldu bir probleminiz var mı? diye sorsa idi, inanın ben bu mektubu size yazmayacaktım.

İstasyonun ve sizin tamir etmeniz gereken iki konu vardır. Birisi maddi telafi, ikincisi manevi telafidir. Sizin istasyonun uzun manevi telafiden haberi dahi yoktur.

Sayın yetkililer,

Türkiye tam bir kapitalist ülke değildir. Ölçümler ve tamiratlar halen para ile değil yaklaşımla tamir edilmektedir. Ülkemiz %25 kapitalist % 75 Feodal düşünceli insanların yaşadığı bir ülkedir. Ben ise tam feodal düşünceli yim. Yani tam gericiyim…

Siz yöneticisi olduğunuz bu şirketin sahiplerinin, bu ülkenin en zengin insanları olmalarına rağmen neden gök delen yapmadıklarını hiç düşündünüz mü?  İşte O en zengin olan insanlar gösterişe değil, insan için üretmeye önem veriyorlar da ondan. Yani üretilen yararın hedeflediği insan ve insanın değişmez ve yok olmaz maneviyatı olmalıdır. Kolay gelsin.

İşte bu yazıdan sonra OPET yetkilileri ile yeniden yazıştık ve telefonla görüştük. Ama onlar bu konuyu manevi olarak çözmek yerine kuru ve standart olan “Göstermiş olduğunuz ilgi icin cok tesekkur ederiz.”  Bu cümle ile geçiştirmeyi yeğlediler.

Bunun üzerine yeni bir yazı yazarak konuyu OPET yönetim kuruluna taşıyacağımı bildirdim ve ilgilenmeyi bıraktım.

Bundan tam bir yıl sonra, Televizyonlarda Metin Akpınar ve Ata Demirer’in rol aldığı bir reklamda, artık yanlış yakıt doldurmanın sona erdiğini ve artık plakada arabanın hangi yakıt aldığının bilen sistemin kurulduğunun bildiriyordu. Bu konuda benim yazdıklarım etkili olmuş mudur bilinmez. Ancak, Bu tür bir olumsuzlukla karşılaşmamak için yakıt alırken dikkat edilmesi iyi olur… Yeni bir seyahatname yazısında buluşmak üzere, sağlıklı, mutlu ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

a

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…