GÜRCİSTAN SEYAHATİ

SARP SINIR KAPISINDA GEÇMEK DAHA İYİ

2012 Yılı Eylül ayında, Doğu Karadeniz bölgesinde seyahat ederken, 15 Eylül 2012 Cumartesi günü sabah saatlerinde, 2550 Metre rakımlı “ILGAR” geçidini aştıktan ve Kıvrıla, kıvrıla devamlı olarak aşağı inen 10-Km. yolu kat etikten sonra, POSOF ilçesine varmıştım.

ARDAHAN-POSOF arası, yaklaşık 80-Km. HANAK ve DAMAL ilçelerini geçen, Yollarda bir problem yoktur… Zaten trafik yoktur.  Yollarda daha çok, “TÜRKGÖZÜ” sınır kapısına gidip gelen TIR’larla karşılaşırsınız…

Önceden bir planım olmadığı halde, POSOF’ a gelmişken GÜRCİSTAN’ a geçmeyi, orada planladım. Nasıl geçeceğimi araştırmaya başladım… İlçede birkaç kişiye sordum…

“Son konuştuğum, Temizlik malzemeleri pazarlaması yapan; SELÇUK DEMİRCİ kardeşim çok yardımcı oldu ve eğer TİFLİS’e gidersem orada bana yardımcı olacak kişilerin telefonlarını yazdırdı. Burada selamlarımı sunuyorum kendisine…”

Pasaporta gerek olmadığını..! Sadece Nüfus cüzdanı ile geçildiğini söylediler… Gürcistan içinde ulaşımın ise; Sınır kapısını geçtikten sonra bekleyen Otobüslerle yapıldığını söylediler.

Otobüslerin Tiflis’e ve Batum’a gittiklerini söylediler… Tiflis şehri, sınırdan yaklaşık 250 KM uzaklıkta,  Otobüsler yaklaşık 3 saate gidiyorlarmış. Ancak! Ben buradan değil,  Artvin “SARP SINIR KAPISINDA” Batum şehrine geçmenin daha iyi olacağına karar verdim…

İyi’ ki de öyle yapmışım..!  Çünkü BATUM deniz kenarı ve turizm şehri…

ffBatum

SINIRDA GEÇİŞ ÇOK KOLAY

POSOF’ dan, yolumu yeniden ARDAHAN’ a çevirdim. Yaklaşık bir saat sonra şehir merkezine vardım. ARDAHAN’ dan sonra; Muhteşem..! Ancak bir o kadarda zorlu yolları geçtikten sonra, ŞAVŞAT’ a ulaştım. Şavşat ilçesinde uzun bir süre, gezip dolaştım. sonra iyice dinlendim. Oradan da, ARTVİN’i yandan sıyırıp geçtikten sonra; Yolum HOPA’ya bağlandı.

HOPA da; Bir taksiciden BATUM hakkında kısa bilgi aldım ve sonra kiraladığım arabayı SARP sınır kapısında; Otoparka teslim ettim ve Sınır giriş kapısına gittim.

Giriş Kapısında; Nüfus Cüzdanınızı veriyorsunuz. Görevliler her hangi bir soru sormadan, size bir, “GEÇİŞ BELGESİ” veriyorlar.

Bu belge ile GÜRCİSTAN polis kontrolüne gidiyorsunuz, oradan da kısa bir süre içinde geçişiniz gerçekleşiyor. BATUM şehri buradan yaklaşık 20-Km. O sebeple Minibüsle veya Taksilerle gidiliyor. O tarihte Minibüsler 3-TL  Taksiler ise 20 TL. idi.

Ben buradan bir taksici ile kısa bir pazarlıkla 20-TL’ye PUŞKİN caddesine gittim. Bu caddede STAR OTEL bulunmaktadır. Otel odaları çok iyi sayılmaz. Ancak gece kulübünü çalıştıran; DENİZ TOPAL Türkiye’den gitmiş bir arkadaş, insanlara çok iyi davranıyor. Bana gerçekten çok iyi davranmıştı. O gece STAR OTEL’de kaldım. Otele oda için 120-TL ödedim.

dd (2)Batum

 BATUM’DA NELER VAR?

Sabah olunca; Batum’u, eski merkezi olan, Liman bölgesinde başlayarak; Sokak, sokak gezmeye başladım.  Batum şehri öyle büyük bir yer değil..!  Batum’un nüfusunun yaklaşık 120 bin civarında olduğunu söylediler…  Şehrin her yanı, birkaç günde ayrıntılı olarak gezilebilir.  Ayrıca, Çok ucuza Bisiklet kiralayarak şehri gezebilirsiniz. Orada birçok turist bisiklet kiralamış geziyordu. Ben bisiklet kullanmayı bilemediğim için şehri çoğunlukla yürüyerek, dolmuşlarla ve taksi ile gezdim.

Batum şehri; Yeşil örtülü Kafkas dağları ile Karadeniz kumsalları arasında kurulmuş bir turizm şehridir. Şehirde iklim genelde ılıman yaşanıyormuş…

Şehri, eski merkezi olan, liman bölgesinde başlayarak, plansız ancak ayrıntılı olarak gezdim. Bu gezide,  Tarihi binalar, Meydanlar, Lüks bir sahil, Bulvarlar, Çok sefil arka sokaklar ve yeni yapılan binalarla karşılaştım…

Şehrin sahil şeridi çok lüks Binalar, Oteller ve Parklarla donatılmış..!  Ancak birkaç arka sokaklar gerçekten çok köhne, yıkık binalar, dökülmüş duvarlar ve bir sefil hayat almış yürümüş…

Esnafların büyük bir kısmı; “Kadın.”  Ayrıca çok çeşitli işlerde çalışan, çok yaşlı insanlar gördüm. İnsan hayret ediyor…

Batum’da yaşayan insanları biraz yakında gözlemlediğinizde çok değişik kültürlerde ve köklerde gelmiş insanlar oldukları, hemen anlaşılıyor. Gördüğüm kadarı ile en belirgin olanları Rus’lar… Bir sokağın köşe başında tavla oynayanlar çok gürültü ediyorlardı.! Ayrıca İnsan guruplarının olduğu yerlerde genellikle bir gürültü ile karşılaşıyorsunuz…

Otelde sohbet ettiğim Gürcülere; Bunu sorduğumda; O gürültü yapanların büyük kısmı Rus’tur..! Çünkü Ruslar Çok şımarıktır… dediler.

Şımarıklık nereden geliyor? dediğimde; Bir Gürcü aynen şöyle dedi; Ruslar genellikle ve özellikle Eski Rejim zamanında hep yönetime hakimdiler… Çalışmadan yeyip içiyorlardı ve sonunda şımarıp gittiler… dedi ve sözünü şöyle bitirdi! Zaten; Ruslar tarih boyunca bir Emperyalist fikre ve Emperyalist bir çıkarcılığa sahiptirler… Ruslar tembel ve sömürücüdür…

Şehrin Caddelerinde çok sayıda birahane bulunuyor.  Sabahın erken saatlerinde dahi, bira içen çok sayıda insan gördüm…  “Olurda..!  Bu kadar da, olur mu? Demekten alamıyor insan kendisini.”  Arka sokaklarda küçük börek fırınları var. Lokanta ve Restoran yok denecek kadar az.

Sadece, Büyük Caddelerde Türklerin açıp çalıştırdığı Restoranlar var.

Gürcistan parası “LARİ”  O zaman Türk Lirasından biraz düşük değerde idi.  Ayrıca Türk lirası ile çok yerde alışveriş yapılabiliyor. Batum’da her şey ucuz sayılır… İstediğiniz kadar alışveriş yapabilirsiniz… Batum’da çok yerde Türkçe televizyon kanalları açık ve Türkçe müzik dinliyorlar… Esnafların büyük kısmı Türkçe biliyor ve konuşuyor…

O dönemde Gürcistan’da seçim vardı. Otelde sohbet ettiğim, Gürcülerle seçimlerden konuşurken; Konu liderlere gelince, Gürcüler, biz sizin liderlerinizin çoğunu tanıyoruz… ve seviyoruz… dediler.

Ayrıca Esnafların çoğunun neden kadın?  olduğunu sordum. Şöyle dediler; Bizde Kadınlar aile içinde büyük bir role ve yetkiye sahiptirler… Mesela, evde sözü geçen Büyük Annedir…

Batum’da gezilecek yerlerin bazılar şöyle; Batum Bulvarı, Tiyatro Meydanı, Avrupa Meydanı, Birçok Kilise ve bir de Cami var… Zaten her şey bir arada sayılabilir, aramaya gerek kalmayacak kadar, biri birlerine yakınlar. Bu konuda sıkıntı çekmezsiniz.

Sahil şeridini epeyce gezdikten sonra; Arka sokaklara yöneldim. Hemen iki sokak sonra; Batum şehrinin üzerine adeta çökmüş köhneliği..!  Sokakların dokusunda, Yolların düzeninde, Kaldırımların dizaynında, Binaların görüntüsünde, Trafiğin akışında, Trafikte bulunan külüstür arabalarda ve benzer birçok yıkık, dökük, gri ve kirli görüntüde bu köhneliği ve sefaleti iliklerimde hissetmeye başlamıştım…

Bu eski rejimde kalma… Köhnelik ve Sefalet…! Arka mahallelere öylesine sinmiş ve çevreyi öylesine sarmış ki; İnsanı bir bıçak gibi kesip geçiyor…

Bu “Keskin sefillik,” İnsanı adeta bir umutsuzluğa ve mutsuzluğa gark ediyor…  Derinlerde gördüğüm; Her şeyin boynu büküktü… ve her şey; Sessiz sessiz ağlıyordu…!

dd (1)Batum

BATUM’DA GECE HAYATI!

Batum’da; Özellikle sahil şeridinde, çok sayıda otel var ve bu otellerde,  Kumarhaneler. diskolar ve barlar; Tıka basa dolu… Zaten; Gürcistan’da gece hayatı denince, akla ilk gelen şehir; Batum şehridir…

Orada sohbet ettiğim birçok kişi; “Burası bir günah şehridir dediler…!”

Bu gece kulüpleri çok pahalı değil, ancak ucuz’da sayılmazlar. Bu gece kulüpleri sabah saat 04.00 e kadar açık ve her türlü eğlenceyi bulmak mümkün. Bir seyahat planınız varsa..!  Gece kulüplerine uğramayın… Ancak Batum şehrini kültürel bir planla gezmenizi tavsiye ederim.

Batum şehrine, her ay yaklaşık On bin kişi geçiş yapmaktaydı O tarihlerde. Batum’a İstanbul da dahil olmak üzere bir çok Karadeniz şehrinde günlük ve düzenli otobüs seferleri yapılmaktadır.

İnternet’e girip bakmanız yeterli. Yeni bir seyahatname yazısında buluşmak üzere, Sağlıklı, sevgi ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…