ELAZIĞ SEYAHATİ

ELAZIĞ SEYAHATİ

HALK İRFANI VE TECRÜBESİNİN ZİRVEDE OLDUĞU ŞEHİR; ELAZIĞ!
Elazığ şehri! İnsanda öylesine bir etki bırakır ki!..  Ayrı düşen insanlar, hep bir özlem içinde olduklarını ve duygulandıklarını anlatırlar… Bunu şahsen bende gezilerimde hissettiğimi söyleyebilirim.
Elazığ şehrini, gezip; derinliğine daldığınızda, “Hem geniş, hem de derin bir kültüre sahip olduğunu” görür, yaşar, gözlemler ve hissedersiniz. Elazığ halkının halis duygu yüklü ve sevgi dolu olduğunu ap açık görürsünüz…
İşte bu duygu yüklü ve sevgisi dolu gönül genişliği… Tarih içinde dile gelerek, kökleşmiş ve Elazığ özel kültürünü meydana getirmiştir…
Elazığ şehrinde; Söylenmiş, ”Ninniler, maniler, atasözleri, hoyratlar, deyişler, deyimler, türküler”… “Kendilerine has giyim ve kuşamları, yemekleri, folkloru ve günlük yaşam tarzları” gibi kültür örneklerini günümüzde de halen canlı bir şekilde yaşarsınız…
Elazığ kültürünün, insan üzerinde bıraktığı etkinin, derin olmasının sebebini; Bu kültürün!  İdare merkezlerinden ziyade, “Halk irfanı ve tecrübesi ile ortaya çıktığını” çok gecikmeden anlarsınız…
Dünyanın her yanında olmakla birlikte; Anadolu insanları, yaşanmış özel yada toplumsal olaylar karşısındaki, “Algılarını ve duygularını” daha derin, daha renkli ve daha bir anlamlı olarak, dile getirdiklerini; Görür, bilir, hisseder ve tecrübe edersiniz…
Örneğin; Anadolu’ da, söylenmiş Türkülerin; Çok çeşitli, renkli, etkileyici, derin, anlamlı ve kuvvetli olmasının sebebi; “Halkın irfanına, algısına, duygusuna, gönlü derinliğine ve tecrübesine, dayanması ile”  köklerinin derin olmasından dolayı olsa gerek.
Elazığ şehri! Tarihi ile doğası ile giyim kuşamı ile yemekleri ile kaplıcaları ile eğri minaresi ile süt kalesi ile  batık kenti ile sizi bekliyor.

Not: Yazının tamamını yakında yayınlayacağım.

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat etmeyi, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…