YOL HİKAYELERİ-5

YOL HİKAYELERİ-5

METRO TURİZM YOLDA BIRAKMIŞ

28.06.2009 Pazar günü, Eskişehir’e bağlı Sivrihisar ilçesini gezdikten sonra, vakit akşama yaklaşıyordu. Denizli ve Uşak şehrine gitmek üzere, yola devam ettim. Afyon şehrine bağlı, Gömü kasabasına geldiğimde, yol üzerindeki OPET benzin istasyonunda durdum…

İstasyonda birkaç yolcu otobüsü de durmuştu. Bir çay içmeye kalmadım ki;

Birden bir genç, oraya buraya koşuşturup bir şeyler soruyordu…

İlgimi çekince, yanına gittim, hayırdır! Dedim.

Genç adam, ya abi otobüs beni bırakıp gitmiş. Ne yapacağım, ben nasıl bulacağım, ben nasıl gideceğim, diye söylenip duruyordu…

Hangi otobüs dedim.

METRO otobüsü dedi.

Baktım adam çok üzülüyor… Sen üzülme gel ben seni O otobüse yetiştireyim dedim. Nasıl olsa, O otobüs bu yolda 98 km daha fazla hız yapamaz. Biz onu yakalarız şimdi. Neyse yola çıktık.

Otobüsü neden kaçırdığını sordum? Genç adam, Abi on beş dakika mola verdiler… Bende namaza durdum.

Çıktım otobüs yok olmuş.

Yozgat/ Akdağımadeni ilçesindeyim. Ankara’dan Antalya’ya gidiyorum dedi.

Yaklaşık on beş dakika sonra otobüsü yakaladık. Otobüse işaret ettik, ama otobüs bana mısın demiyor, bize aldırış bile etmiyor.

Neyse, sonra biz otobüsün önüne geçip yavaşladık, hem’de işaret edince, Otobüs bizi ancak fark edebildi ve durdu. Böylece O genç adam otobüsüne yetişmiş oldu.

Burada bir hakkı, teslim etmek gerektiğini düşündüm. Geçmişte, Otobüs yolculuklarımı her zaman VARAN TURİZM’le yaptım…

Varan Turizmde, Otobüse bindiğinizde, önce görevli elindeki liste ile her bir yolcunun ismini sorarak, hoş geldiniz deyip, sayımını yapar ve Otobüs öylece hareket eder… Meğerki Otobüs bir yerde mola verirse, mola bittiğinde, görevli yine aynı şekilde yolcuların sayımını yaptıktan sonra, gidip kaptana haber verir ve otobüs hareket eder…

VARAN TURİZM’le seyahat ederken, eğer yağmur yağıyorsa, görevli yolcuları kontrol eder, uyuyan birileri varsa, gidip onu nazikçe uyandırır.

Ve şöyle der;

Hava yağmurlu, otobüste bir arıza meydana gelebilir, yada otobüs istem dışı sert bir fren yapabilir, bu esnada sizin kendinizi koruyabilmeniz için, uyumamanız gerek…

VARAN TURİZM otobüslerinde, normal zamanlarda, uyuyan bir yolcu varsa ve ola ki rahat değilse, görevli O uyuyan yolcunun, rahat uyuması için, elinde gelen her şeyi yapar… Zaten görevli devamlı olarak koridorda tur atar ve yolcuları fark ettirmeden gözlemler…

Mesela; Uyuyan bir yolcunu başı, dayanaksız bir pozisyonda ise, hemen yastık getirip O yolcunun başının altını besler…

VARAN TURİZM’in eski hali böyle idi… Şimdi devir edilmiş. Devir edildikten sonra durumu nasıldır bilmiyorum. Ancak devir edilmeden önce, işte böylesine kaliteli bir şirket ve kaliteli bir hizmeti vardı.

fg

Afyon/Gömü

YİNE GALİP GELDİ

Türkiye turuna çıkmıştım… 01 Temmuz 2015 Çarşamba günü, akşam saatlerinde, Urfa’nın Hilvan ilçesinden, Yine Urfa’ya bağlı Bozova ilçesine gidiyordum.

Yolun solunda kalan, üç evin olduğu, bir mezraya gelince durdum. Evlerin önünde oynayan, iki çocuk vardı. Bende birilerine oruç için kefaret ödemeyi planlamıştım. Çocukları görünce, onlara vereyim bari diye düşündüm ve çocuklara seslendim. Çocuklar önce beni duymadılar, duyunca da gelmek istemediler.

Bu arada, yolu sağ yanında, yaşlı bir adam yanıma geldi ve selam vererek sohbete başladı. Sohbetinde 230 koyunu olduğunu söyleyip, aşağıdaki tarlada otlayan sürüsünü gösterdi. Abuzer abi ile Yolculukta yapılabilecek sohbetleri yaptıktan sonra, aradan on beş dakika geçmişti, artık gitmek gerekiyordu.

Son olarak, Abuzer abiye, ya şu çocukları çağırdım ama gelmediler, onlara biraz para verecektim dedim. Birde sen seslen! Deyince;

Yok be abi, onları boş ver, benim bir oğlum var, onu çağırayım ona verelim dedi. E tamam, çağır O zaman dedim. Abuzer abi.  Ahmeeet…! Ahmmeet..! diye birkaç defa çığırdı, ama Ahmet ortalıkta yoktu…

Bunun üzerine, parayı bana ver, ben veririm dedi… Abuzer abi!.. Ben kendim versem daha iyi olur… Bu işin doğrusu böyle dedim…

Ya abi, sen bana güvenmiyorsun dedi… Yok be Abuzer abi, benim vermem daha uygun olur dedim… Fakat Abuzer abiyi ikna edemedim…

Böylece parayı Abuzer abiye verdim.

Görüldüğü gibi, koca bir sürüsü olan, bu abi, O parayı oradaki çocuklara vermeme razı gelmedi…

Yani kısacası; “KARA NEFİS” Yine galip gelmişti…

1 (1)Hilvan

PENCERE AÇ

1996 yılında İstanbul, Şişli ilçesi, Hanımefendi sokakta bulunan, BİOSES firmasında mali denetim yapıyordum. Kullanmakta olduğum bilgisayar programında, çözemediğim bir konuda, teknik destek almam gerekti.

Bunun üzerine, LİNK program firmasını aradım. Telefona çıkan teknik eleman, programda bazı işlemler yaptırmaya başladı, ne diyorsa onu yapmaya başladım. Ancak; Yaptırdığı işlemler uzun sürüyordu, zaman alıyordu. Bu bekleme aralarında, teknik elemanla sohbet ediyorduk…

Teknik eleman sohbetin bir yerinde, kendilerini arayan, müşterilerin bazılarına saatlerce telefonda destek verdiklerini anlatıyordu…

Neden? uzun sürüyor dedim.! Programda çok mu? Arıza oluyor ki;

Teknik eleman, hayır abi, ondan değil..!

Müşterilerin bazıları bizim ne dediğimizi anlayamıyorlar da ondan…

Mesela; Başımda geçen bir olayı anlatayım dedi…

Geçen hafta, Cuma günü, bir müşterinin Muhasebecisi aradı. Ona teknik destek verirken, programda “Pencere Aç” Komutu olduğu için, muhasebeciye şimdi “Pencere Açalım” dedim.

Müşteri bir dakika, dedi ve kısa bir süre sonra, “Pencereyi açtım” dedi…

“Ne görüyorsan, okur musun dedim.?

Müşteri tekrar bir dakika, dedi ve biraz sonra,

Burada AĞAÇLAR ve birde KEDİ görüyorum” dedi.

Anladım ki; Muhasebeci, odanın penceresini açmış ve dışarıya bakıp konuşuyordu.

1 (3)İstanbul

DURSUN’A SÖYLEDİM

Uşak şehrinde, uzun yıllar çalıştım. 2006 yılının Mayıs ayı idi, Fabrika müdürü ile Şehirde bir restorana yemek yemeye gittik.

Siparişleri söyledik ve biz sohbete daldık… Epeyi bir zaman sonra, Fabrika müdürü garsonu çağırarak, siparişlerin durumunu sordu ve zamanımızın daraldığını söyledi. Orta yaşlı garson; Biraz muzip bir tavırla;

“”Abi ben, siparişleri DURSUN’a söyledim.”” Dedi.

Fabrika müdürü, gülümseyerek tamam, bekliyoruz dedi.

Garsonla, konuşmanın içinde, isim geçince, Fabrika müdürüne, abi burası tanıdık mı? Dedim.

Fabrika müdürü, iyi bir kahkaha attıktan sora,

Yok be, abi, tanımıyorum, ancak burada böyle bir şaka vardır…

Nasıl yani, dedim…

Cumhur abi, bir kahkaha daha attıktan sonra. Şöyle dedi;

Uşak’taki restoranlarda yemek geç kalınca, restoran sahipleri, bir nevi hiciv yaparak. Ben yemeği DURSUN a söyledim derler…

Yani, “Yemeği Getirmeyin Beklesin” anlamında bir şaka dır…

Restoran sahipleri, samimi buldukları müşterileri ile samimiyet kurmak için, böyle bir hiciv geliştirmişler dedi…

UŞAKUşak

KAVUN YİYEN SOĞAN

1977 yılı yaz tatilinde, Adana’da bir Okul inşaatında, sıvacı ustasının yanında çalıştım. Yanında çalıştığım usta, Kayserili’ idi, Mustafa usta çok keyifli ve şen birisi idi…

Hem çalışır, hem sohbet ederdi. Bir gün öğle yemeğinde, Kavun’da vardı.

Mustafa usta, Kavunu görünce yaşadığı bir hikayeyi şöyle anlattı;

“Kayseri’de yerel olarak yetiştirilen, çok büyük ve çok tatlı bir kavun satılır.

Bir gün Kayseri merkezi, Melikgazi ilçesinde geziyordum. Kavun satan bir seyyar satıcı

“İki dilim kavun yiyebilene, bir kavun bedava, diye çığırıp duruyordu.”

O kavunun iki diliminin bir defada yenilemeyeceğini, bende biliyordum…

Orada aklıma bir cinlik geldi…

Yakındaki Manava gidip, büyük bir soğan alıp soydurdum. Soğanı arka cebime yerleştirip, Seyyar satıcının yanına gittim.

Ver bakalım iki dilim yiyebilir miyim,  deneyeceğim dedim… Seyyar satıcı iki dilim kavun kesip verdi.

Ben yemeye başladım,  bu arada gözüm seyyar satıcıda hiç ayrılmıyor… İşi biraz yavaştan alıyorum. Seyyar satıcının dalgın bir anını yakalamaya çalışıyorum… Seyyar satıcı bir ara yine sağa sola bakıp çığırmaya başlayınca, bir punduna getirip, biraz yan dönüp arka cebimdeki soğanı çıkarıp aceleden “Hart” diye bir lokma ısırdım…

Soğanı yedikten sonra, diğer dilimi de zorda olsa bitiriverdim…

Seyyar satıcı; Biraz hayretle bakıp, yahu sen nasıl yiyebildin hayret dedi…

Sen hiç, arada bir HART sesi, duydun mu? Dedim.

Adam yooo duymadım, valla dedi.

Arka cebimdeki soğanı çıkarıp gösterince çok şaşırdı…  Böylece, bir kavunu bedavaya getirdim. Yeni bir seyahatname yazısında buluşmak üzere, Sağlıklı, sevgi ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

1 (2)Kayseri

a

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…