TRAKYA SEYAHATİ

TRAKYA SEYAHATİ

TEKİRDAĞ ANILARI
Bilindiği gibi, Trakya ismi, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli şehirlerini ve kısmen İstanbul’u kapsamaktadır. Bu seyahat yazısını bölgeyi kapsayacak şekilde yazmak istediğim için, Yazının başlığına Trakya Seyahati dedim.
1980 yıllarında Tekirdağ’ı ilk defa ziyaret ettiğimizde bu yana, aklımda çok sayıda anı kaldı. Tekirdağ şimdilerde her ne kadar değişti ise de, bu anıları halen yaşatırım. Tekirdağ’ı nasıl hatırlarsın dediklerinde, aklıma ilk gelenlerin başında;  Yol vardır. İstanbul’da çıkığınız, yol Tekirdağ şehir merkezine, bir tepeden giriş yapardı.
Tepeye geldiğinizde, karşınızda bir sahil kenti ile karşılaşırsınız. Kentin içine doğru ilerlediğinizde geniş bir sahil yolu hatırlarım. Namık Kemal’in evini ve tarihi binaları unutmak mümkün değil… Tekirdağ’ın Peynir Tatlısını, Lezzetli Köftesini ve çok çeşitli peynirlerini hatırlarım.
Tekirdağ da köfte yediğinizde, Lezzeti sizi öylesine sarar ki; Bir porsiyonla genellikle doymazsınız ve İlave köfte istersiniz… İlave köfteleri bir bereket içinde tabağınıza döküverirler…
Valilik binasının da bulunduğu, Kentin geniş ve uzun caddesinde, Osmanlı döneminde kalma bir bedesten vardır. Bu caddede ilerlediğinizde son dönemlerde yapılmış TEKİRA isimli bir alış veriş merkezine varırsınız.
Trakya’da seyahat ederseniz; Tekirdağ’ın, Kırmızı Renkli Şarköy Üzümleri, Makineleşmiş Tarım Tarlaları, Gözün alabildiğine Ay Çiçek Tarlaları, Besicilik Damları, Süt toplama merkezleri ve Renkli Stepleri, size devamlı olarak eşlik ederler. Öylesine dikkat çekicidirler ki; Adeta, maziyi unutursunuz…
1A (5)Hayrabolu
KADİFE LEZZETLİ TATLI
Tekirdağ şehrin de yapılan “Peynir Tatlısı’nın” unutulmaz bir tadı vardır… Peynir tatlısı dondurma ile birleştirince muhteşem bir damak tadına varırsınız… Sarı renkli ve tel, tel görünüşü ile Peynir Tatlısı ağzınıza Kadifemsi bir his verir…
Peynir Tatlısı paket yapılarak, bir iki gün bekletilebiliyor. Hatta telefon etmeniz halinde, Kargo ile size sipariş gönderiliyor.
1A (1)Demirköy (Fahriye ve Bizim Mantar)
HAYRABOLU 
Daha önce, Trakya bölgesinin birçok yerini, çok defalar çaprazlamasına ziyaret edip gezmiştim. Bir gün yine gezme hevesim kabarmıştı ve Trakya haritasını inceliyordum, Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesi ile Kırklareli’nin Pehlivanköy ilçesini gezmediğimi gördüm ve 21 Ağustos 2012 Salı günü İstanbul’dan hareketle Tekirdağ şehrine gittim.
Tekirdağ şehrinin tarihi merkezini, baştanbaşa yürüyerek bir defa daha gezdim. Sonra Hayrabolu ilçesine doğru, yoluma devam ettim. Hayrabolu ilçesi Tekirdağ’ın kuzeybatısında yer almaktadır. Yolu tamamen tarım alanlarından kıvrıla kıvrıla devam etmektedir. Yol küçük bir tepelik yere geldiğinde, Hayrabolu ilçesi sizi bir ovaya yayılmış olarak karşılar. Bu tepelik yere, sabah saatlerinde giderseniz, güneş arkanızdan kalacağından fotoğraf çekmeye çok müsait bir tepelik.
Hayrabolu ilçesi gelişmiş ve cıvıl, cıvıl bir ilçedir… Kültürel alt yapısı oldukça güçlü durumdadır. Trakya’ya bölgesinin birçok yerine bağlantı yollarına vardır. Hayrabolu ilçesinde yarım gün kaldıktan sonra, yeniden bir yol planı yaptım ve yolum; Pehlivanköy ilçesine ve oradan da Edirne şehrinin bir sınır ilçesi olan. Uzunköprü’ye devam edecekti.
1A (3)Lüleburgaz
PEHLİVANKÖY’DE KOÇ AŞKI
Hayrabolu ilçesinden ayrıldıktan kısa bir süre sonra, Pehlivanköy İlçesini, karşıdan gören bir yükseltiye gelmiştim. Buradan durarak, ilçenin fotoğraflarını çektim.
İlçenin içinde bir tur attıktan sonra, bir kahvehanenin bahçesinde uzunca bir süre dinlendim. Uzunköprü ilçesine gitmek üzere ilçeden ayrılırken, ilçenin çıkışında çok güzel kavun, karpuz satan satıcıların yanında durdum. wordpress Durduğum açıdan birkaç fotoğraf çektim ve alışveriş yaptım.
Alış veriş yaptıktan sonra, yanıma, takriben 70 yaşlarında bir amca geldi.
Bana, evladım benim fotoğraflarımı çekebilir misin? Dedi.
Elbette!!! Çekerim dedim.
Amca sözüne devam etti… Bari Torunlarıma bir fotoğrafım kalsın, be evladım, yalnız sende bir ricam var!!!  Buyur Amca deyince,
Amca;
““Ben fotoğrafımı evdeki koçlarım la çektirmek istiyorum. “Şöyyllee birini bir koltuğuma diğerini bir koltuğumun altına alıp” çektirmek istiyorum”” (Bunları anlatırken kollarını’ da kaldırarak koçların yerlerini gösteriyordu.)
Ben biraz şaşkın olarak, bir an tamam gibi düşünürken… Birden,,! Burası tanıdık bir yer değil. Ayrıca fotoğraf çekmek için eve gitmek, hem biraz ters, hem de biraz abartılı geldi.
Bunun üzerine;
Amca’ya kusura bakma, ben eve gelmeyeyim, ama istersen buradan çekeyim dedim.
Amca;
Burada çekilecek fotoğrafı istemediğini belirtti. Sonra amcaya hoşça kal dedim ve Uzunköprü ye doğru yoluma devam ettim.
1A (4)Vize (ve Bizim Mantar)
KISACA KIRKLARELİ
Kırklareli şehrini, burada tam anlamı ile anlatmam mümkün değil. Buna ne bilgim yeter, nede zamanım yeter.
Ancak;
Bildiğim kadarı ile kısaca anlatmaya çalışacağım. Kırklareli şehrinin, Kofçaz ilçesi dışındaki tüm ilçelerini ayrıntılı olarak gezdim, buraları defalarca ziyaret ettim. Anlatılacak sayısız anılarım ve gördüklerim var.
Mesela; Lüleburgaz ilçesi koca bir şehirdir… Ancak ben size son gezdiğim ve sizin de ilginizi çekeceğini düşündüğüm, yerleri anlatmakla yetineceğim. Kırklareli’nin  Karadeniz’de bir çok sahili vardır. Örneğin, İğne adası sahili oldukça güzel bir yerdir… İğne adası Demirköy ilçesine bağlıdır ve buraya giderken yaklaşık 50 Kilometre ormanlık alanda geçersiniz. Bu yol üzerinde muhteşem dinlenme yerleri vardır. Bu dinlenme yerlerinde fırında pişirilmiş Oğlak eti bulabilirsiniz. Ayrıca bu yol üzerinde Dupnisa mağarası vardır ve ziyarete açıktır.
Demirköy’de eski bir dökümhane, bulunmaktadır. Bu dökümhane oldukça tarihi bir geçmişe sahiptir. Örneğin; İstanbul’un fethinde kullanılan “Top Gülleleri “ Bu dökümhanede dökülmüştür. Bu tarihi dökümhane, şu anda koruma altındadır.
T (5)Pehlivanköy
MACAR KOMUTAN
Tekirdağ şehir merkezini gezerken, ziyaret edebileceğiniz; 1718 yılında, Osmanlı’ya sığınan ve 1935 yılına kadar burada yaşamış olup ve burada hayata gözlerini yuman, MACAR komutan, FERENC RAKOCZ’ ın evi ise, sahil yolu yakınında yer almaktadır. Burası müze olarak hizmet vermektedir. Bu evi ziyaret ettiğinizde, medeniyet tarihimizin, Adalet anlayışını yeniden hatırlarsınız…
Şöyle ki;
Anadolu öncesi tarihimizde ve Anadolu tarihince ortaya koyduğumuz, adalet anlayışı, diğer milletlerin sığınma yuvası olmuştur… Tıpkı, Almanlardan kaçan, Yahudilerin gelip, Osmanlıya sığındığı gibi, İşte Macar Komutan FERENC RAKOCZ ‘da zorda kalınca, beraberindekiler le birlikte gelip, Osmanlı’ya sığınmıştır.
Ayrıca, tarih boyunca yönettiğimiz ülkelerin yada milletlerin, ne kültürüne, ne inançlarına nede diline asla karışılmamış, onlar özgür bırakılmıştır…  Yani ırkçılık yapılmamıştır… Bunun bir çok tarihi örneği vardır…
Bu konuda; İngiliz Yazar, M.PHİLİPS PRİCE, İş Bankası yayınlarında çıkan, ”TÜRKİYE TARİHİ” adlı kitabında şöyle demektedir; Türkler tarihi boyunca yönettikleri ülkelerde yada milletleri, asla asimle etme yoluna gitmemişlerdir. Ayrıca onların kültürlerinde yararlanmayı tercih etmişlerdir.
Görüldüğü gibi, bir İngiliz yazarın kaleminden çıkan bu cümleleri;  İngilizlerin Hindistan’da yaptığı zulüm bir karşılaştırdığımızda, karşımıza çok manidar bir durum çıkıyor sanıyorum…Yeni bir seyahatname yazısında buluşmak üzere, Sağlıklı sevgi ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…