DEVELİ SEYAHATİ

DEVELİ SEYAHATİ

DEVELİ’YE İLK GELMİŞTİK
İç Anadolu’da seyahat ediyorduk. 09 Temmuz 2009 Tarihinde Develi’ye geldik. Develi’ye ilk defa gelmiştik.
Develi ilçesi; Sırtını “Erciyes Dağına” yaslamış ve yüzünü Niğde’ye dönmüş konumdadır.
Biz ilçeye, güney doğu yönünde bulunan, Yahyalı ilçesinde gelmiştik. Develi Erciyes dağının eteklerinde geçen, kara yolu ile Kayseri’ye bağlanıyor, diğer yandan doğu yönünde ilerleyen, bir kara yolu; Biraz ilerideki bir tepelikte ikiye ayrılarak, birisi Tomarza ilçesine, diğeri ise, Adana’ya bağlı olan Tufanbeyli’ye ulaşır.
Develi çok eski bir yerleşim yeri ve büyük bir şehir…  Yaklaşık otuz beş bin nüfusu var. İlçede 1280 yıllarında kesme taştan yapılmış Selçuklu yapısı bir camii bulunmaktadır. Erciyes dağı kayak tesisleri, Kayseri yolu üzerinde, altıncı kilometrede bulunmaktadır. Bu tesisler her zaman açık ve hizmet vermeye devam etmektedir…
Develi’de, gezilecek yerleri önceden araştırmıştık ancak, zamanımız olmadığı için gezemedik. Eğer; sizin yolunuz düşerse, Kalesini ve yazılı kayalarını, ziyaret edebilirsiniz… Bu ilçede, yer gök “Çekirdek Kabağı” ile doludur… Tüm tarlalara kabak ekilmiş… Develi’nin insanları, hem çok esprili, hem çok çalışkan ve yardım sever insanlar…
K (32)Develi
ADAM ÜÇ DEFA HOŞ GELDİN DEDİKTEN SONRA ADETA UÇTU
Niğde gezisinden sonra, Yahyalı ilçesini ve oradan da Sultan sazlığını ziyaret etmiştik. 09 Temmuz’da Saat 14:30 da Develi ye gelmiştik. İlçenin tam girişinde bulunan meydanın uygun bir yerine park ettim… Etrafı biraz izledikten sonra, fotoğraf çekmeye karar verdim.
Arabadan indim, bagajdan fotoğraf makinasını almayı çalışırken, tahminen 50 yaşlarında bir kişi ile aniden yüz yüze geldim..!
Sol elinde, büyükçe sarı renkli bir “Tesbih” vardı. Adam sol elindeki Tesbihini; Aşağıdan yukarıya doğru üç, dört defa sallayarak ve aynı zamanda; “Ses Tonunu” Yükselterek;
Hoş geldin.!
Hooşş geldin..!!
Hoooşşş gelddiinn…!!! Dedi…
Şaşkın şaşkın bakıp, olan biteni anlamaya çalışırken…
“Adam kulağıma eğilip, kısık bir sesle; Seni öyle birisi ile tanıştıracağım ki, tam aradığın bir kişi… Tam sana göre… Çok iyi bir insan… Yapacağın yardım, sana çok fayda getirecek…” Dedi.
“Adamın, bana; Birine para vererek, yardım etmemi istediğini, ancak anlamıştım ki;”  Şaşkın şaşkın, teşekkür ederim dedim ve beş on adım uzaklaştım…. Tahminen on beş saniye sonra, arkama baktım. Adam kaybolmuştu…!
Allah, Allah dedim, kendi kendime, O adam uçmuştu sanki…
Biraz garip yapılıydı… O yörenin insanına pek benzemiyordu… Sonra oraya yakın bir Restoranda yemek yerken; Restoran sahibine anlattım. Restoran sahibi, O adamı bildim. O buralı değil dedi…
Develi’den yapılan, Pide Lahmacun arası sayılabilecek, “Develi Cıvıklısı” Tattıktan sonra gezimize, Erciyes Dağı, kayak tesislerinde, devam ettik… Bu tesislerinde saatlerce dursanız gidesiniz gelmez… Çünkü, gelenin gidenin hesabı yoktur… Sadece geleni gideni seyretseniz, doymak için, en az yarım gün gerekir…
K (29)Develi
AŞIK SEYRANİ
Aşık Seyrani 1800 yıllarında, Develi ilçesinde doğmuş ve yaşamını, Develi’de, İstanbul’da ve Halep’te geçirmiştir.
Aşık Seyranı, İstanbul’da medrese eğitimi tahsil etmiştir. Bu medrese eğitimini bir şiirinde şöyle ifade etmiştir.
“Yedi yıl eğlendi, kaldı Seyrani
 Bütün tahsil etti ilmi irfanı
Bulamadın derdime çare İstanbul”
Aşık Seyranı kendi görüş ve düşüncesine göre yanlış gördüğü, önemli gelişmeleri, ağır bir şekilde hicveden bir “Halk Ozanı” olduğu için, İstanbul’da iken, Padişahı hicvedince; hakkında soruşturma başlamıştır…
Bunun üzerine, Aşık Seyranı, İstanbul’da kaçmak zorunda kalmıştır…
AŞIK SEYRANİ bir şiirinde şöyle der;
“Alemde bir devir dönüyor amma,
Devr’i İngiliz’mi, Frenk’mi bilmem…
Halli kolay değil, pek güç muamma,
Zalimin zülmü göğe direk’mi bilmem…”
Develi’nin merkezinde, Aşık Seyrani’ nin, beyaz renkli, büyük bir heykeli yer almaktadır.
K (20)Develi
SULTAN SAZLIĞI
Kuş cenneti, Sultan sazlığı, Yahyalı ile Develi arasında yer almaktadır. Develi ovası çok büyük ve Yahyalı ilçesine kadar uzanmaktadır. Ovanın büyük bir kısmı yeşil durumdadır.
Ovada iken baktığınızda, Erciyes Dağı, çok görkemli ve insan uzansa, tutacakmış gibi bir hisse kapılıyor…
Sultan sazlığı, Develiye yaklaşık kırk kilometre uzaklıktadır… Sultan sazlığındaki kamışlar metrelerce yüksekliğe ulaşmış durumdadır… Yeni bir seyahatname yazısında buluşmak üzere, Sağlık, sevgi ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…