SEYDİŞEHİRDE BİR YOL HİKAYESİ

SEYDİŞEHİRDE BİR YOL HİKAYESİ

SEYDİŞEHİR YOL AYRIMI
10 Eylül 1996 Tarihinde senelik tatil sonunda, Antalya şehrinden gelerek Manavgat ilçesine bağlı Kızılot köyünden kuzeye dönerek, Akseki ilçesini geçip, Tınaztepe mevkiini aştıktan sonra, Konya ilinin Seydişehir ilçesine gelmiştik.
Saat takriben 15.30 suları idi. Bu yolda ilk defa gelmiştik ve Konya’yı ziyaret edecektik. Seydişehir ilçesi tam karşımızda duruyordu, ancak Konya şehrine erken saatlerde varabilmek için Seydişehir ilçesinin içine girmedik. Haritayı inceledim, ana kara yolu kuzey yönünde ilerleyip takriben Elli kilometre sonra Beyşehir İlçesine ulaşıyor ve Isparta yönünde gelen ana kara yolu ile birleşerek Konya iline ulaşıyordu.
Bu güzergâhı takip etmemiz halinde, gideceğimiz yolun toplamı takriben, seksen kilometreyi bulacaktı, Konya şehrine giden bir tali yol daha vardı. Bu yol direkt olarak doğu yönünde ilerleyerek takriben kırk beş kilometre sonra Konya iline ulaşıyordu. Daha kısa olan tali yolda gitmemiz halinde, Konya’ya daha kısa sürede varacağımızı var sayarak yolun fiziki durumunu öğrenelim ve ona göre karar verelim istedik.
Saat geç olmuş ve önümüzün gece olması sebebi ile Konya’ya daha erken ulaşıp Konya’yı gündüz gözü ile gezelim düşüncemiz vardı.
Ana kara yolu ile tali yol ayrımı tamda Seydişehir Alüminyum Tesislerinin önünde idi Nihayet burası yol ortası ve çevrede yerleşim yoktu, ancak tam Ana kara yolu ile tali yol ayrımının köşe kaldırımında bir kuru yemiş ve şekerleme satan seyyar satıcı vardı, seyyar satıcıya tali yolun durumunu sormak için arabayı seyyar satıcının önüne park ettim ve arabada indim selamlaştıktan sonra konuyu anlatıp tali yolun fiziki durumunu sordum…?
K (48)Seydişehir
ADAM ARABANIN ETRAFINI TAM TUR DÖNDÜ VE
Seyyar satıcıya tali yolun fiziki durumunu sormak için arabayı seyyar satıcının önüne park ettim ve arabada indim selamlaştıktan sonra konuyu anlatıp tali yolun fiziki durumunu sorunca;
Seyyar satıcı arabayı kısa bir süre süzdükten sonra bana hiçbir şey söylemeden arabanın etrafından tam bir tur atıp ve arabayı şöyle bir inceledikten sonra bana döndü, elini havaya kaldırıp aynı zamanda da havada yarım daire döndürerek
“Abi, sen bu araba ile çok rahat gidersin dedi.” 
Ben pek bir şey anlamamıştım ama, Adam öyle deyince bir problem olmadığını düşündük.  tali yola girerek devam ettim. Yolu takriben on kilometre kat ettikten sonra öyle bir yere geldik ki.! git gidebilirsen.!! Her taraf dere tepe ve yol yer yer su altında kalmış küçük dereler oluşmuş, Lastik arızası ve benzer birçok arıza ile karşılaşmak muhtemel. O tarihlerde Cep telefonu olmadığı gibi ayrıca haritada incelediğim kadarı ile yol güzergâhında yerleşim yerleri de pek azdı.
Zaten hızlanmak mümkün değil hızlanınca sıçramaktan kafalar tavana değiyor, Yavaş gitmek zorundaydık. Yavaş gittiğimiz için arada bir arkamızdan gelip önümüze geçen Kamyonlar bizi bulutu altında bırakıyordu.
Nihayet kırk beş kilometrelik yolu tam üç saate geçebildik. Seyyar satıcının arabayı inceleyip “Abi, sen bu araba ile çok rahat gidersin” demesinin ne anlama geldiğini yolu geçerken anlamıştım,  ancak iş işten geçmişti. İnsanlar arasındaki ölçü farklılığını bu hikâyeden sonra iyicene anlamıştım.
Daha sonraki seyahatlerimde her hangi bir yerde yol tarifi alırken buna benzer olası ölçü farklılığını her zaman dikkate alır oldum artık.
K (47)Seydişehir
SEYDİŞEHİR SEVİLECEK YER
Seydişehir ilçesini daha sonraki tarihlerde iki defa ziyaret ettim. En son 08 Temmuz 2009 Tarihinde gezmiştim. Seydişehir ilçesi yaklaşık 60 bin nüfuslu büyük bir ilçemiz. Seydişehir hemen her konuda şanslı bir yerleşim. Toprakları verimli, suyu oldukça bol, Ekonomik kaynakları yeterli, yaşam standardı yüksek, sosyal yaşamı hareketli, İnsanları oldukça eğitimli, Dağlık ve yeşilliğin ortasında yer alan bu ilçede öncelikle meydanında yer alan tarihi camisi ve kalesi eskiden de burasının önemli bir yerleşim olduğunu ifade etmektedir.
Ziyaret edip gezerseniz sizin de benim gibi çok seveceğinize inanıyorum. Yeni bir seyahatname yazısında buluşmak üzere, Sağlıklı, sevgi ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

K (45)

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…