YOL HİKAYELERİ-4

YOL HİKAYELERİ-4

FOTOĞRAF ÇEKERKEN YAŞADIĞIM ANILAR (2)
Bu yazımda, fotoğraf çekerken yaşadıklarımı, dilim döndüğünce nakletmeye çalışacağım. 1985 yılından itibaren fotoğraf çekiyorum, İlk yıllarda daha çok aile fotoğrafları çekiyordum. Bir manzarayı çekmek gibi hevesim yoktu. Zaman geçtikçe fotoğraf çekmek bir tutku haline geldi. Arada yıllar geçtikçe bir tarih arşivi yapma düşüncesi gelişmeye başladı. Artık gezdiğim şehirlerin, ilçelerin, kasabaların ve köylerin fotoğraflarını, çekmeye başlamıştım. 1990 yıllarında itibaren fotoğraflardan oluşan bir tarih arşivi oluşturmak için kayıp olmaya başlayan veya kayıp olacağını düşündüğüm tabelalar da dâhil her şeyin fotoğrafını çekmeye başlamıştım.
Çünkü bana göre, Fotoğraf çekmek, Tarihin hakikatinde bir anı durdurmak ve belgelemektir.
Ülkemizde ve Dünyanın diğer Ülkelerinde çektiğim, Bu fotoğrafların birçoğunun bende birer anısı oluştu ve ayrıca çeşitli hikâyeler’ de yaşadım. İşte şimdi bu hikâyelerden bazılarını aşağıda anlatmaya çalışacağım.
T (21)Erbaa/Tokat (Ömer Arıkan)
ERBAA İLÇESİNDE ÇANTACI ÖMER ABİ
03 Temmuz 012 Tarihinde Tokat’ın Erbaa ilçesinde konaklamıştım. Erbaa ilçesini daha önce çok defa ziyaret etmiştim. Erbaa ilçesi İç Karadeniz ana kara yolu üzerinde yer almaktadır. Oldukça gelişmiş ve eski bir yerleşim merkezidir.  Bu Temmuz sabahında Erbaa ilçesinin sokak ve caddelerini yeniden arşınlamaya başlamıştım. Bir taratan da fotoğraf çekmeye devam ediyordum.
Öğretmen evinin bulunduğu caddeye gelince, yolun karşısında bir çanta mağazasının sahibi, hangi gazeteden çalışıyorsun diye seslendi. Ben gazeteci değilim sadece fotoğraf çekiyorum dedim. Adam bana benimde bir fotoğrafımı çeker misin dedi. Çekerim dedim ve değişik açılarda birkaç poz fotoğrafını çektikten sonra. Kendisi ile sohbet ettik. Çok mükemmel ve mülayim bir kişilikti Ömer abi, Ömer abi Adını soyadını ve adresini bir kâğıda yazıp bana verdi. Döndükten sonra kâğıt ortamına baskı yaptırdığım fotoğraflarını posta ile adresine gönderdim.
ÇORLU’DA ADAM YİRMİ BEŞ POZ ÇEKMİŞ
21 Ağustos 2011 Tarihinde Tekirdağ’ın Çorlu ilçesini geziyordum. Belediye binasının bulunduğu meydanda bir su fıskiyesi vardır. Orada bir fotoğraf çektirmek istedim. Çevrede oturan genç bir arkadaştan fotoğrafımı çekmesini rica ettim. Fotoğraf makinasını anlatıp tarif ettikten sonar, Fıskiyenin yanına gittim.
Genç adam hiçbir şey demeden aynı şekilde duruyordu. Galiba anlamadı diye düşündüm ve bir süre sonra yanına gittim. Ne yaptın çekebildin mi dedim, genç adam evet çektim dedi. Neden uzun sürdü diye soracaktım ki gözüm göstergeye takıldı bir baktım ki sadece üç poz kalmış adam arka arkaya tam 25 poz çekmiş. Neden bu kadar çok çektin deyince; Genç adam, sen dur demedin bende çektim dedi. Gülmekten başka yapacak bir şey yoktu.
T (3)Çorlu/Tekirdağ
HARMANCIK’TA ADAM ÖNCE YEKİNDİ SONRA PİŞMAN OLDU
Harmancık ilçesi Bursa’nın ilçesidir. Harmancık Uludağ’ın arkasında yer alır. Çok yeşillik ve dağlık bir alana yer alır. Harmancık küçük bir ilçedir. Çok sakin ve çok güzel bir ilçedir. Daha önce 07 Mayıs 2006 tarihinde ziyaret etmiştim. 30 Haziran 2013 Tarihinde, Teyzemin oğlu Nihat’la seyahate çıkmıştık. Bursa’dan sonra Harmancık’a gelmiştik. Gidiş güzergahımız, Kütahya’ nın Tavşanlı İlçesi idi, Harmancık’ta uzun bir süre kaldıktan sonra yolumuza devam edecektik.
Halen ilçeyi terk etmeden gördüğüm eski bir sokağın fotoğrafını çekmek istedim ve iki poz fotoğraf çektim, O sokağın köşesindeki binanın girişinde inşaat malzemesi satan dükkanda bir kişi çıkıp yekinerek yanıma geldi. Ben bu arada fotoğraf çekmeye devam ediyordum,  böylece kedisinde fotoğraf karesinde yer aldı tabi. (Fotoğraf aşağıda yer almaktadır.) Sert bir şekilde kimden izin da fotoğraf çekiyorsun dedi. Bende sizi değil sokağı ve binayı çektim deyince, Adam, olsun yine de benden izin alman gerekir dedi. Bende tamam ,Abi bilemedim, İstersen çektiğim fotoğrafları sileyim deyince tamam tamam dedi ve aynı hızla dönüp gitti. Aslında adamın çok iyi bir insan olduğu belliydi. Burada selam olsun kendisine.
B (22)Harmancık/Bursa
BAFRA’DA BALIKÇI AÇTI AĞZINI YUMDU GÖZÜNÜ
Yine bir Karadeniz seyahatine çıkmıştım. Kastamonu ve Sinop’tan konaklayıp gezdikten sonra, 12 Ekim 2013 Tarihinde Samsun ilinin Bafra ilçesini geziyordum. Bafra Pidesinin adını hep duymuştum, ancak yememiştim. Gerçekten Bafra Pidesi kendine has özellikleri ve tadı olan bir pide, Bafra pidesini kısaca anlatmak gerekirse kalem pide diye tarif edebilirim.
Bafra ilçesi koca bir şehir, Normal ilçelerde çok büyük bir yer, Bafra ilçesini ayrıntılı olarak gezildikten sonra akşam olmuştu ve ben artık ayrılmak üzere arabayı almaya gidiyordum. Seyyar bir balıkçı gördüm.
Tezgâhı ilgi çekici olduğu için Fotoğrafını çektim. Seyyar arkadaş yanıma gelip neden fotoğraf çektiğimi sordu. Kendisine misafir olduğumu tezgahının ilgi çekici olduğu için fotoğrafını çektiğimi anlatınca, adam geriye çekilerek, Belediyenin kendilerine yer göstermediğini, her yerde kovulduklarını anlatmaya başladı. Sözüne devam ederek,Belediyenin gelip fotoğraf çektiğini ve ceza yazdıklarını anlattı. Anlattıkça sesini yükseltiyordu ve ağzına geleni söylüyordu. Adamın sakinleşmesini bekledim. Bir müşteri geldi, böylece adam sakinleşti. Sonra kendisi ile biraz sohbet ettikten helalleşip ayrıldım. Balıkçının adı Mehmet’ti, O kızgınlıkta soyadını soramazdım. Yani, Alim Allah.
B (23)Bafra/Samsun
ÜÇ YILDIZ BERBER SALONU FINDIKLI/RİZE YETER
Erzurum ve Ardahan’ı gezdikten sonra Gürcistan’a geçmiştim. 16 Eylül 2012 Tarihinde Gürcistan’da dönüyordum, hedefim İkizdere ilçesinden geçip Ovit dağına çıkmaktı. Yolum Rize’nin Fındıklı ilçesinde geçiyordu. Fındıklıda durdum. Fındıklı ilçesini daha önce çok sayıda ziyaret etmiştim. Eskiden Artvin’e giden ana yol Fındıklının içinde geçerdi. Şimdi Karadeniz sahil oto yolu yapılınca Fındıklı içeride kalmış durumdadır.
Fındıklı hem bereketli, hem büyük, hem de şirin bir ilçemizdir. İlçeyi baştan başa yeniden gezmeye ve fotoğraf çekmeye başlamıştım. Bir ana caddede ilerlerken, Yolun karşısında küçük bir berber salonunu önünde yaşlı iki kişi oturuyordu, birden göz göze gelince kendilerine selam verdim. Berber olduğu belli olan amca, bizimde fotoğrafımızı çeker misin dedi, bende çekerim tabi dedim ve fotoğraflarını çektim. Kendisinde adresini yazmasını istedim Adam bana adrese gerek yok, Üç Yıldız Berber Salonu Fındıklı/Rize yaz yeter dedi. Bende öyle yaptım. Başka bir seyahatnameden buluşmak üzere,  sağlıklı, sevgi ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.
R (4)Fındıklı/Rize

 

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…