YOL HİKAYELERİ-2

YOL HİKAYELERİ-2

MERZİFONLU MUSTAFA BİR TÜRLÜ İKNA OLMADI
18 Nisan 1997 Tarihinde Çankırı, Havza, Amasya, Yozgat ve Ankara’yı kapsayan seyahate çıkmıştık. Günün sabahında İstanbul’dan yola çıkmış ve akşam saatine kadar Çankırı şehrini gezip orada kalmıştık. Hava karardıktan sonra yola devam ettik ve Merzifon İlçesinde dinlenmek için Merzifon girişinde Restoranı ‘da bulunan bir benzinlikten durduk. O günkü hedefimiz Termal otelleri ile menşur Samsun ilinin Havza ilçesi idi, Havza ilçesinde hemen her Otelde Termal su vardır ve bu termal su İnsanı muhteşem bir dinginliğe kavuşturuyor. Bu Termal su ile duş aldığınızda, İnsan adeta Anasında yeni doğmuş gibi oluyor. Her neyse şimdi biz yeniden Merzifon ilçesinde dinlenmek için durduğumuz Benzinliğe dönelim.
Çay içip dinlenirken, Orta yaşlı bir arkadaş masamıza gelip bizimle sohbet etmeye başladı. Bize nereden gelip nereye gittiğimizi sordu. Bizde geldiğimiz yeri anlattıktan sonra Havza ilçesine gittiğimizi söyledik. Benzinlik sahibi Mustafa, bize Havza’da tanıdığımızın olup olmadığını sordu, bizde tanıdığımızın olmadığını orada otelde kalacağımızı söyledik. Bunun üzerine Mustafa bize hiç olur mu? Siz buradan misafirsiniz bu gece bizim eve gidelim, bizim evde kalın yarın sabah gidersiniz dedi. Biz olmaz sizi rahatsız etmek istemiyiz dedik, ama Mustafa ısrarla ben sizi bırakmam olmaz öyle şey, biz misafirleri evimize götürürüz dedi. Mustafa kardeşimiz iyiliği sadece manevi alanda değil maddi alanda da kendisine yar ve yol edinmişti.
A (67)Amasya
BAFRA TÜTÜNÜ VE ELMASINI UNUTAMADIK
6 Eylül 1998 Tarihinde, ilk defa Karadeniz seyahatine çıkmıştık seyahatimiz yaklaşık on gün sürecekti. Seyahatimiz Samsun şehrinden sahil yolunu takip ederek Artvin şehrine kadar gidip aynı yoldan dönüp Kastamonu şehrinin Karadeniz sahil yolunu izleyerek Zonguldak ‘dan sonra İstanbul’a ulaşacaktık.
Dönüş yolumuzda 15 Eylül’de Samsun’un  Bafra ilçesine gelmiştik. Zaman öğleden sonra idi. Bafra ilçesinin birçok evinin önünde Tütün sergileri vardı. Yol üzerinde bir evin önünde bulunan tütün serisini merak edip durduk. Biz tütün yapraklarına bakarken yaşlı bir adam evin bahçe kapısında çıkıp yanımıza geldi selamlaşıp tanıştıktan sonra tütünleri merak ettiğimizi ve çocuklarla baktığımızı anlattık. Adam bize hoş geldiniz sefa geldiniz dedikten sonra tütünün nasıl yetiştirildiğin anlattıktan sonra bizi evin bahçesinde dinlenmeye davet etti. Sizi rahatsız etmiş olmayalım dedikse de adam ısrarla davet edince kabul ettik.
Bahçede oturduk bir süre sonra evin kızları bize ayran ikram ettiler. Biraz sohbet ettikten sonra oradan ayrılmak istedik ama Mahmut amca sizi çay içmeden bırakmam dedi. Bizde yola gidiyoruz çay içmeye zamanımız yok dedik. Bunu üzerine Mahmut amca peki ben birazdan geliyorum dedi ve bahçenin içine doğru kayıp oldu, bir süre sonra bir torba elma ile geldi, bunları yolda yersiniz dedi. Mahmut amcanın misafirperverlik ötesinde adeta iyilik için çırpınışı unutulacak gibi değildi. O gün bu gündür her fırsatta anlattığımız bir iyilik ve olgunluk örneğiydi bizim için. Mahmut amcanın bize gösterdiği bu örnek bizim düşünce dünyamızı kuşatmıştı ve halen kuşatmaya devam etmektedir.
1 (69)Bafra
HÜSEYİN AMCA YARDIMA GELDİ
14 Mart 2000 Tarihinde İskenderun’dan dönerken, Aksaray şehrinin Güzelyurt ilçesinde bulunan Ihlara vadisini gezdikten sonra, Ankara yönüne yolculuk yapıyorduk. Arabada, çocuklarla birlikte dört kişi idik. Hava kararmıştı saat yirmi olmuştu. Yol üzerinde arabanın lastiği arıza yapınca yolun kenarında durup arabanın uyarı ışıklarını yakıp yola uyarı levhalarını koyarak emniyet tedbirlerini aldık ve lastiği değiştirmeye koyulduk.
Yolun sol yanında küçük bir köy bulunuyordu. Bir süre sonra bir amca torunu ile yanımıza geldi, bize geçmiş olsun dedi. Yardıma ihtiyacımızın olup olmadığını sordu, Sözüne devamla Arabanın ışıklarını görünce merak ettim ve yardıma ihtiyacınız var mı? diye sormaya geldiğini anlattı. Bizimle birlikte lastiği değiştirmeye yardımcı oldu. İş bitince bizi evine davet etti. Ne kadar teşekkür ettiysek Hüseyin amcanın elinde kurtulmanın zor olduğunu ve üzüleceğini anlayınca Hüseyin Amcaya uymak durumunda olduk. Buradan Hüseyin amcaya ve Hüseyin amca gibi düşünenlere selam olsun. Hüseyin amca bize sosyal hayat içinde bir rehber oldu. Başka bir seyahatname yazısında buluşmak üzere sağlıklı, sevgi ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.
A (55)Aksaray

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…