MALATYA HİKAYELERİ-1

MALATYA HİKAYELERİ-1

MALATYALI  MERMER  USTASININ ANLATTIKLARI

2010 Yılı Ağustos ayında Adana, Kayseri, Sivas ve Kahramanmaraş yörelerinde seyahat ediyordum. Bir haftalık seyahate çıkmıştım. Adana ilinin Kozan, Feke ve Saimbeyli ilçelerini geçip Kayserinin Sarız ilçesine gelmiştim, yolun devamında ise Pınarbaşı İlçesinde geçerek Kahramanmaraş‘ın Göksun İlçesi yönüne gidecektim, Pınarbaşı ilçesine geldiğimde ilçenin hemen girişinde epeyi eski bir dinlenme tesisi vardır, oradan mola verdim.

Yemek yedikten sonra, çay içmek için, restoranın önündeki çay bahçesinde oturdum. Yan masada otuz beş yaşlarında bir arkadaş oturuyordu, kendisine merhaba dedim. Kısa süre sonra bana nereye gidiyorsun diye sordu, böylece sohbet etmeye başladık.

İsminin, Günal Demir olduğunu söyledi, Eski Malatya denen Battalgazi İlçesinde olan, yeni tanıştığım bu arkadaş ile sohbetimiz belirli bir süre sonra ne iş yapıyorsun sürecine girdi. Arkadaş kendisinin mermer ustası olduğunu ve özel arabası ile Malatya yönüne seyahat ettiğini, kendisinin Malatyalı olduğunu anlattı ve kendisinde bahis etti. Bende kendimden epeyi anlattım,

Ünal usta! Her türlü mermer işleri yaptığını mezar yapım işleri de yaptığını anlatınca bende öteden beri Dedemin ve Ninemin mezarını yaptırma planı içinde olduğum için mezarların fiyatını ve baş taşlarına neler yazılması gibi konularda sohbetimiz iyice derinleşmeye başladı ve aradan epeyi zaman geçmişti. Günal usta dili tatlı, kâmil ve oldukça dikkatli bir arkadaştı.

Sohbetimiz artık eski iki arkadaş arasındaki sohbet tadındaki olgunluğa varmıştı. Çeşitli konularda konuşmuştuk ve sohbetimiz epeyedir devam ediyordu, sohbetin bir noktasında, Günal usta! Mezar yapım işleri sırasında yaşadıklarını anlatmaya başladı. O anlattıkça benim de dinlemeye istekli olduğumun farkına varmış olacak ki, kendisinin de anlatırken anlatmaktan hoşlandığı çok açıktı,

M (22)Malatya / Hekimhan İlçesi

OĞLUN KOLOMBO HÜSEYİN

Günal usta! Başında geçen hikâyelerden birisini şöyle anlattı;

Geçen sene, Temmuz ayında bir gün öğleden sonra dükkânıma bir adam geldi, merkeze bağlı bir köyde bulunan annesinin mezarını yaptırmak istediğini söyledi, kendisi ile konuşup tanıştık, çay söyledim, ancak adamın biraz fazla hareketi halleri vardı, neyse, biz aramızda, mezarı ne zaman yapabileceğimi mezarın fiyatının ne kadar olacağını pazarlık ettik ve mezarın nasıl olacağını konuşup anlaştık.

Bundan sonra elime kalemi kâğıdı aldım ve adama mezarın baş taşına ne yazacağım? diye sordum. Adam annesinin ismini, dedesinin ismini, Annesinin doğum ve ölüm tarihlerini bana yazdırdı ve en altına da şöyle yaz dedi!

ANA HAKKINI HELAL ET! ” OĞLUN KOLOMBO HÜSEYİN!”

Adam böyle yaz deyince, ben durdum ve adam galiba sarhoş diye düşündüm!

Tabi bu bana garip geldiği için adama: Abi! Olmaz! böyle köyde tuhaf olur, bizde herkes gibi “RUHUNA FATİHA” yazalım dedim. Adam bana yok abi ben öyle istiyorum dedi, bunun üzerine ben kendisine tekraren bu yazının köyde garip karşılanacağını… anlatıp ikna etmeye çalıştım, ancak nafile… Adam tutturdu, ben öyle istiyorum diye, baktım olacak gibi değil… Son çare olarak, abi zaten benim bu aralar çok işim var sen en iyisi başkasına yaptır deyip adamı gönderdim.

M (13)Malatya / Darende İlçesi

ALMANYA DAN GELEN ADAM

Günal usta da, bende artık gideceğimiz yolumuzu unutup tamamen sohbete dalmıştık. Günal usta, başından geçen hikayelerden bir diğerini şöyle anlattı;

Bir ay önce, bir tanıdığım arkadaş, Almanya’dan izine gelmiş yaşı epeyi ilerlemiş bir akrabası ile birlikte dükkânıma geldiler,

Almanya’dan gelmiş arkadaşın Doğanşehir ilçesindeki bir köyde Annesinin ve Babasının mezarlarını yaptıracaklarını söylediler.

Biz aramızda mezarla ilgili konuları konuşmaya başladık fiyat konusunda ve mezarların tipi hakkında anlaştık. Yalnız dediler Almanya’dan izne gelen arkadaşın geri döneceği için mezarın bir an önce yapılması gerektiğini ve mezarların yerinin karışık olduğunu mezarların tam yerini bilemediklerini köyde birçok mezarın karışık yerlere kazılmış olduğunu, bu mezarların üst yapılarının yapılmadığı gibi ayrıca baş taşlarının olmadığını, birçok mezarın kime ait olduğunu bilen yok dediler.

Bunun üzerine ben kendilerine yarın hep birlikte mezarlığa gidip bakalım teklifini yaptım, tamam dediler. O gün onlar köyüne gittiler.

Ben de bir gün sonra söyledikleri köye gittim, kendileri ile buluştum birlikte mezarlığa gittik. Baktık sahiden ’de birçok mezar var ama hangi mezarın kime ait olduğuna dair bir yazı veya belirti yok.

Aramızdan uzun, uzun konuştuktan ve inceleme yaptıktan sonra arkadaşın Annesinin ve Babasının mezarının yerini tam tespit edemedik. Sonuçta şöyle bir kanıya vardık; Şimdi biz tahmin ettiğimiz mezarların iki tanesini yaparız ama ileride bir başkaları gelip bu mezarlar bizim atamıza ait derlerse sorun olur. Bunun üzerine ben şöyle bir teklif yaptım;

“Biz madem mezarların yerini tam tespit edemiyoruz, soracak kimse de yok, araştıracak zaman yok, isterseniz şöyle yapalım;”

“Şuradaki boş alana ben iki adet mezar yapayım birisine Annenizin diğerine Babanızın adını yazayım, böylece zamanı boşa harcamayız, bende bir an önce işe başlar izininiz bitmeden mezarları yapmış olurum”

Bu teklifimi arkadaş hemen kabul etti. Araştırmaya zamanım yok soracağım pek kimsede yok izinim bitmeden mezarları yaptırmış olurum bari dedi. Ben iş tamamdır şeklinde düşünmeye başlamıştım’ ki ! Almanya’dan gelen arkadaş şöyle söyledi;

“Peki mezarların hangisi sağdan hangisi soldan olacak?” Ben donup kalmıştım..!

Mezarı yaptıracak arkadaş; Peki mezarların hangisi sağdan hangisi soldan olacak? Şeklinde sorunca, benim tanıdık arkadaşım hemen söze girerek; Adama;

“Ya, abi ne fark eder mezar yaparken öyle bir adet veya gelenek yok ki, yine de sen nasıl istersen, Günal usta, öyle yapar. Olur biter dedi.”

Adam biraz düşündü…biraz mırıldandı… ve sonra bana dönüp şöyle dedi;

USTA SEN! YATAĞIN SAĞINDAN MI, YATIYORSUN SOLUNDAN MI?”

Ben bir defa daha donup kalmıştım..! Ne diyeceğimi şaşırmıştım, soruyu biraz acayip ve yersiz bulduğum için ne diyeceğimi şaşırdım (.) Düşüncesinin normal olmadığını, sorusunun yerinde olmadığını,yanlış olduğunu anlayan arkadaş, sonra tercihi bana bıraktığını söyledi.

İşte Günal usta, bunları anlattıktan sonra kendi yoluna, bende Göksun’a doğru yola devam ettim. Yeni bir seyahatname yazısında buluşmak üzere, Sağlıklı sevgi ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

M (18)Malatya / Akçadağ

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…