YOZGAT SEYAHATİ

YOZGAT SEYAHATİ

TARİH YOZGAT KARŞISINDA ŞAPKA ÇIKARMIŞTIR
Yozgat şehrine ilk defa 19 Nisan 1997 Cumartesi günü gitmiştik. Yozgat şehrine Çorum’un Alaca ilçesinde geçerek varmıştık. Alaca’dan Yozgat’a giden virajlı ve dalgalı bir ovadan geçerek varmıştık. Geçtiğimizde Nisan ayı olması sebebi ile çok sel gelerek çok sayıda erozyon olmuştu. Yozgat’a geldiğimizde saat yaklaşık 12.30 sularıydı. Bir tepeye geldiğimizde Yozgat aşağıda bir vadinin içinde tamamen gözüküyordu. Hava kapalı idi.  Alaca gibi bir turizm merkezinde geldiğimiz için, Yozgat uzakta gözüktüğü kadarı ile küçük ve biraz sönük kalmıştı. Tepede epeyce durup şehri seyrettikten sonra aşağıya doğru inerek şehrin içine girdiğimizde bir meydana geldik. Meydanda Valilik binası ve güzel bir Saat kulesi vardı. Aşağıya doğru biraz daha inince bir sete vardık. Önümüzde Ankara kara yolu geçiyordu. Şehri iyice turladıktan sonra yemek için gördüğümüz Kebap 66 Restorana gittik. Restoranda her türlü ızgara ve Desti kebabı vardı. Biz kuzu etinde yapılmış şiş kebap söyledik. Biraz sonra öyle bir şiş getirdiler ki insan doyduğunun farkına varamıyor. Öylesine lezzetli idi ki yerken yanağımın için ısırdım yanağımım içi şişti. Restoranın sahibi Cahit abi gayet resmi giyimli idi Sarı Renkli bir pantolon giymişti. Akşam yemeği için yine aynı yere gittik adamla biraz sohbet ettik.
Cahit abi bu Restoranı 15 yıl önce kardeşi Alpaslan’la kurduğunu anlattı, daha sonraki zamanlarda bu Restoranı defalarca ziyaret edip yemek yedim. Biz yemek yerken Cahit abi eşine telefon edip bu gün akşama evde ne yemek yapacağını sordu. Pazarda sebze alıp almayacağını soruyordu. Cahit abinin bu tutumunda epeyce etkilenmiştim. Demek ki Cahit abi hemen eli altında bulunan bu kadar güzel yemeği yemeden eve gidecek kadar nefsine hakim bir insandı,  hem ’de akşam ailesiyle yemek yemeyi kendisine ilke edinmiş diye düşündüm kendi kendime. Yolunuzun düşmesi halinde Kebap 66’nın telefonu: 0354 212 16 41
O gün Şehrin karşı tepesinde yer alan Çamlık mesire yerine gidip güzel zaman geçirmiştik. Bir gece Yozgat’ ta kalıp ertesi gün sabahında Çapanoğlu Camisini ve müzeyi gezdikten sonra Sorgun ve Yerköy ilçelerini ziyaret etmiştik Akşamüzeri ayrılarak gece saatlerinde Ankara’ ya gittik.
Yozgat şehri 1697 yılında Çapanoğlu Aşiretinin Başkanı Ömer Ceppar Ağa tarafından kurulmuştur.
Yozgat isminin nereden geldiği konusunda değişik rivayetler söylenmektedir. Bunlardan en yaygını Hızır Aleyhi selam, Ömer Ceppar Ağa’ya “Yozuna yoz katılsın, Memleketinin adı, Yoz Kat olsun” demiş. Bu nedenle de şehrin adı Yozgat olmuştur.
Yozgat şehrinde Desti Kebabı yemeniz halinde içinizde kendinizin özel birisi olduğunuzu hissedersiniz. Desti kebabı ağzı kapalı bir destide pişirilmiş olarak Bir tepsi içinde sizin masanıza getirilerek destinin ağzı kırılır ve size özel servis yapılır.
Yozgatlılar insana çok sıcak bir yaklaşım gösteriyorlar, Ayrıca insanın hatırını saydıkları çok belirgin. Yozgat insanları gerçekten çok hatır Şinas insanlar.
Y (14)(Yozgat)
ÇAPANOĞLU’ NUN HİKAYESİ
Çapanoğlu aşiretinin bilinen atası Ömer Ceppar Ağa’dır.  1700 Yıllarında  Çapanoğulları Osmanlı Devleti tarafından BOZOK bölgesinin asayişinin sağlanması ve diğer devlet hizmetlerini görmesi için görevlendirilmiştir. Çapanoğulları ailesi ileriki zamanlarda Osmanlı Devletinin merkez yönetimindede yer almışlardır. Çapanoğlu ailesinin üyelerinde Agah efendi Osmanlı Devletinin Posta teşkilatını yönetmiştir. Diğer bir Çapanoğlu üyesi Müşir Ahmet Şakir Paşa 2. Abdülhamitin yaveri olarak görev yapmıştır. Hem Anadoluda hemde İstanbul’da Güçlü olan Çapanoğılları için Padişah 2. Mahmut bir gün sarayın bahçesinde yanında muhasibi ile gezerken devlet kadrolarının işten el çektirilmesinin veya göreve yeni getirilenlerin hepsinin altında Çapanoğullarını çıktığında bahis ederken Muhasip önündeki bir taşı ayağı ile kenara itince  Padaişah 2. Mahmut hemen atılır ve Muhasibe “AMAN LALA NE YAPIYORSUN O TAŞIN ALTINDA DA ÇAPANOĞLU ÇIKMASIN” Der. İşte bundan sonra tarihe mal olan bu söz; Her bir güçlüğün altında kalkan insanlar karşısında şapka çıkarılacak işleri için kullanılmaya devam edilmektedir.
Y (21)(Sorgun)
 SORGUN İLÇESİ
Sorgun ilçesi Yozgat şehrinin doğusunda yer almaktadır ve yaklaşık 30 Km uzaklıktadır. Sorgun ilçesi büyük bir ilçedir. Sorgun ilçesinde çok sayıda Romatizmaya iyi gelen kaplıca bulunuyordu. Bu kaplıcalar doğu yönünde çok yakın bir mesafede bulunuyorlar. Bizim zamanımız olmadığı için gitmedik.
Ankara kara yolunun altında yer alan Sorgun ilçesi çok güzel ve büyük bir ilçe, İlçenin cadde ve sokakları çok sayıda küçük dükkânlarla dolu idi. İlçede mistik bir hava hissedersiniz.  Sorgun yöresinde çok sayıda söğüt ve kavak ağaçları vardır. Sorgun ilçesini son olarak 2010 yılında ziyaret etmiştim. İlçe on yıl içinde en az bir kat daha büyümüş durumdadır.
Y (18)
(Sarıkaya)
YERKÖY İLÇESİ
Yozgat’ta Sorgun ilçesine gidip yeniden Yozgat’ta geçerek Yerköy ilçesine gelmiştik Yerköy ana kara yoluna çok yakın Yerköy ilçesi büyük bir ilçe ve Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesi ile birleşmiş durumdadır. Çiçekdağı ilçesini turladıktan sonra yeniden Yerköy ilçesine giderken el kaldıran genç bir adamı alarak yola devam ederken genç adam elektrik parası yatırmak için Yerköy ilçesine gittiğini söyledi ve ekledi burada iki ilçe birbirine karışmış durumdadır. Mesela dedi Sular idaresi Çiçekdağı’nda iki ilçeye de birden hizmet etmektedir. Yerköy’ün binaları çok katlıdır. Yozgat’a yaklaşık 30 km. dir ve Yozgat’ın güney batısında yer almaktadır.
Y (16)(Çayıralan)
ÇAYIRLAN İLÇESİ
Çayıralan İlçesine ilk defa 2o10 yılında gitmiştim. Çayıralan küçük bir ilçedir. Çayıralan’a Sivas’ın Gemerek ilçesinde gelmiştim. Çayıralan ilçesine giderken hemen yolun altında SIZIR şelalesi bulunmaktadır. Şelaleyi karşıdan gören ahşap seyir yerleri ve iniş çıkış merdivenleri bulunmaktadır etrafı temiz ve çok sakin bir yer Civarda yemek yenecek bir işletme bulunmaktadır. Çayıralan ilçesine yaklaşık 30 km uzaklıktadır. Çayıralan’a yaklaşmıştım yolun kenarında bir evin bahçesinde ki adamla selamlaşarak sohbet etmiştim. Adam bahçede pancar söküyordu pancarın yapraklarını kavurarak yemek yaptıklarını ve ayrıca yoğurtlu yemekler de yaptıklarını anlattı. Pancar yapraklarına Pezik dediklerini söyledi. Çayıralan’da bir kümbet bulunmaktadır bu kümbetin yanında eskiden bir medrese bulunuyormuş.
İlçenin içinde geçerken Bir markete uğradım, Markette bir tahta kutuda beyaz uzu, uzun una belenmiş tatlılar duruyordu. Bunların ne olduğunun ve adının ne olduğunu sordum. Adam biz buna sucuk deriz dedi.
Market sahibine ilçenin neden küçük olduğunu sordum Adam çok sayıda gurbetçimiz var dedi. Gerçek tende Fransa’nın Lyon kentini ziyaret ettiğimde karşılaştığım Mustafa ismindeki bir dönerci Çayıralanlı olduğunu söylemişti.
Y (19)(Sarıkaya)
SARIKAYA İLÇESİ
SARIKAYA ilçesine ilk defa 2010 yılının Temmuz ayında gitmiştim. Sarıkaya ilçesi yerleşiminin yeni olduğu çok belirgin, Binaları hepsi yeni, eski tip evler pek yoktur.  Ancak büyük bir ilçe, İlçeye Çayıralan tarafından giriş yapmıştım, İlçe merkezinde hemen yolun sağında bir otogarı bulunmaktadır. Caddeleri ve sokakları geniş şekilde planlanmıştır. Aslında Sarıkaya bölgesi antik çağda ilk yerleşim yerlerindendir. İlçede 3000 yıllık bir Roma Hamamı bulunmaktadır. Sarıkaya ilçesini merkezi eskiden Aşağı Sarıkaya köyünde iken 1935 yılında merkez şimdiki yerine taşınmıştır. Şimdiki merkezinin adı Terzili Hamam köyü imiş. Ancak eski merkezinin adı ile anılmaya devam etmektedir.
Sarıkaya’da cilt ve ağrı tedavisi için birçok kaplıca otelleri bulunmaktadır. Yeni bir seyahat yazısında buluşmak üzere sağlıklı, sevgi ve muhabbetle kalın. Saygılarımla, Rıza Çubuk.
Y (15)(Boğazlıyan)
 [embedyt]http://www.youtube.com/watch?v=nNPbi455SoA[/embedyt]

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…