TAŞKÖPRÜ KUYU KEBABI

TAŞKÖPRÜ KUYU KEBABI

TAŞKÖPRÜ’DE KUYU KEBABI SABAH SAAT ON BİRDE BİTİYOR

Türkiye’yi gezerken Kastamonu da çok defa geçmiştim. Kastamonu’yu ziyaret etmiştim ve konaklamıştım. Bu defa Kastamonu’yu daha ayrıntılı gezmek ve özelliklede Taşköprü Kuyu Kebabında tatmayı hedeflemiştim. Üç gün önce İstanbul’da ayrılmıştım. Çok gizemli Batı Karadeniz’i gezerek ve konaklayarak üç gün sonra 09 Ağustos 2013 Tarihinin sabahında Taşköprü’ye gelmiştim.

Taşköprü ilçesi Kastamonu’nun kuzey doğusunda yer almakta ve düzlük bir alana sahiptir. Bu konumunun verdiği şansla bol miktarda sarımsak yetiştiriliyor. Taşköprü ilçesi, Kastamonu’ ya 44 Kilometre uzaklıktadır. Cide yönünde gidilmek istenirse takriben 150 Kilometre uzaklıkta yer almaktadır. İlçe büyük sayılacak ilçelerden birisi, yaşam standardı yüksek durumda insanları tam bir örnek gösterilecek seviyede iyi insanlar,

Taşköprü’ye geldiğimde saat 11.30 sularıydı Şehirde ayrıntılı tanıma turu attıktan sonra şehrin merkezinde park etmiştim. Yolculuğun ve temiz havanın etkisi ile epeyce acıkmıştım. Arabayı park ettim ve hemen merkezdeki bir çay ocağında bir çay içtikten sonra hemen kuyu kebabı aramaya başladım. Birkaç esnafa kuyu kebabının nerede yapıldığını sordum, bana tarif ettiler ilk gittiğim, Restoranda kuyu kebabı kalmadığını söylediler. Çok şaşırmıştım.!!! Burada kuyu kebabı galiba sabahları yeniyor diye içimde geçirdim. Restoran sahibine, Saat halen On İki bile olmamış kuyu kebabı bu saate biter’ mi ki dedim.

K (2)Taşköprü

KUYU KEBABI İÇİN SİPARİŞ VERMENİZ GEREKİRDİ DEDİ

Kuyu kebabı yemek için ilk gittiğim Restoranda kuyu kebabı kalmadığını söylediler. Çok şaşırmıştım.!!! Burada kuyu kebabı galiba sabahları yeniyor diye içimde geçirdim. Restoran sahibine, Saat halen On İki bile olmamış, kuyu kebabı bu saate biter’ mi ki dedim.

Restoran sahibi, bana burada kuyu kebabı yemek için en geç saat on bire kadar sipariş vermeniz gerekirdi dedi. Bende Ona benim ta İstanbul’da geldiğimi, bu durumu bilmediğimi söyledim,

Hiç bir şansım yok’ mu diye sordum, Adam bana kusura bakma sana yardımcı olmak isterdim ancak aşağıdaki kuyuda dört kuzunun piştiğini ve hepsinin de sipariş edildiğini tekrar etti.

Bunun üzerine kendisine başka bir yerde bulabilir-iyim diye sordum, adam bana birkaç yer daha var gezip bakman gerekir, ancak çok zor dedi. Neyse İyi günler dedikten sonra oradan ayrıldım. Tekrar çevredeki esnaflara kuyu kebabını nerelerde bulacağımı sordum. Tarif üzerin Osman ustanın yerini buldum.

K (7)Taşköprü

OSMAN USTA TAM ÖRNEK BİR ESNAF

Osman ustanın yeri tarihi çarşı binalarının yer aldığı tam şehrin merkezinde 15 Numarada bulunuyordu. Gittiğimde Restoranın önündeki masalarda oturmuş siparişleri almaya gelen müşteriler bekliyordu, içeride sadece iki masa vardı ve sadece iki kişi oturuyordu. Ben genel durumu bildiğim için sadece selam verip başka hiçbir şey söylemeden içeriye geçip masaya oturdum. Kuyu kebabı yiyemez semde bari oradaki işlerin nasıl olduğunu biraz izlerim diye düşünmeye başladım. Biraz sonra Osman ustaya çok benzeyen oğlu bana siz sipariş vermiş miydiniz diye sordu. Ben siparişim olmadığını ancak ta İstanbul’da geldiğimi eğer mümkünse bir porsiyon alıp alamayacağımı sordum.

Adam biraz üzgün bir tavırla inanın mümkün değil dedi ve sözüne devam ederek bakın, sizin wordpress yanınızdaki arkadaşlarda yaklaşık bir saattir bekliyorlar belki arada iki porsiyon artarsa verebileceğiz dedi, bunu üzerine ben tamam bende beklerim eğer çıkarsa alırız, çıkmazsa da canın sağ olsun dedim. Bunun üzerine adam daha da üzüldü ve kusura bakmayın dedi. Tam O sırada sürekli kesme ve tartma işini yapan Osman usta söze girdi ve beyefendi beklerseniz duruma göre bir çaresine bakarız dedi ve oğluna evladım beyefendiye çay söyleyin dedi. Ben artık tamamen Osman usta ile müşteriler arasında geçen diyalogları ve Osman ustanın çalışmalarını pür dikkat izlemeye başladım.

K (10)Taşköprü-Osman Usta

OSMAN USTA ÜÇ GRAMI YAĞI BİLE KEFEDE SİLİYORDU

Osman usta bütün olarak kuyuda pişirilmiş bir kuzuyu bir kütük üzerinde elindeki satırla önce büyük parçalara bölüyor sonra siparişe göre tartıp yeniden daha küçük doğrayarak paket yapıyor ve sırada bekleyen müşterilere teslim ediyordu.

Osman usta, bir yandan kebap var mı diye soran yeni müşterilere üzgün bir tavırla ve tatlı yumuşak ses tonu ile kebabın kalmadığını tekrar edip duruyordu, bir taraf tanda oğluna siparişlerin sırasına göre ne kadar tartacağını soruyordu. Osman usta siparişleri tartarken her defasında önce terazinin kefesinde biriken yağları ve satırın ağzında sıçrayan çok küçük et parçalarını temizliyordu. Osman ustanın bu davranışı günümüze göre pek dikkatimi çekmişti. Zaten her tartıdan kebap tarafını fazla tartıyordu.

Osman usta Kebabı tarttıktan ve doğradıktan sonra paket yapmadan önce başparmağı ile orta parmağını birleştirip çember yaparak önündeki tuz kutusuna daldırıp parmağına yapışan tuzu paket yapacağı kebabın üzerine püskürtüyordu.

K (15)Kastamonu

YEDİKÇE ACIKIYOR SUN

Osman Ustayı ve kendisi ile birlikte çalışan iki oğlunu izlerken kendimi öylesine kaptırmıştım ki; Kebap yeme şansı olmazsa da hiç önemli değildi artık. Takriben bir saat sonra Osman usta azda olsa bir porsiyon kebabı verebileceğini söyledi. Benden önce masada bekleyen müşterilere ve bana birer porsiyon kebap verdiler. Kebabı yemeye başladık ancak sanki insan yedikçe daha da acıkıyor hissine ve isteğine ulaşıyor. Belki gitmek istersiniz yada yolunuz düşerse arzu ederseniz, Osman Ustanın telefonu: (0366) 417.25.47

K (3)İnebolu İlçesi

BEKLEMEK YEMEK KADAR GÜZEL’ Dİ

Osman Ustayı ve kendisi ile birlikte çalışan iki oğlunu izlerken kendimce çok şey öğrenmiştim ve mutlu olmuştum. Beklemek yemek kadar güzeldi, benim için. Bu arada müşteriler ve siparişler azalmıştı. Osman usta ile biraz sohbet ettikten sonra kendisine fotoğrafını çekmek istediğimi poz verip vermeyeceğini sordum hemen kabul etti ve memnuniyetini bildirdi. Bunun üzerine çok sayıda fotoğrafını çektikten sonra kendisi ve oğulları ile helalleşerek oradan ayrıldım Saat 14.30 olmuştu. Sağlıklı, Sevgi ve Muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

K (18)Küre İlçesi

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…