MANNHEİM SEYAHATİ

MANNHEİM SEYAHATİ

MANNHEİM ŞEHRİNDE AYNI UYGULAMA

23 Nisan 2014 Tarihi gecesinde Mannheim şehrine ulaştığımda saat takriben 22.00 olmuştu. Planıma göre şehri yaklaşık iki saat gezip sonra otele gidecektim. Ama öncelikle oteli bulmam gerekiyordu. Bulunduğum yer Tren garına yakın şehrin merkezi sayılabilecek bir yerde idi, Zaten şehrin merkezi çok geniş bir alana yayılmış şekilde, Saat geç olduğu için bulduğum görünüşte fena olmayan ilk otele kayıt yaptırdım. Fiyatının sordum 64-Euro dedi tamam dedim, parasını ödedim. Resepsiyondaki görevli eline bir tomar anahtar alıp bana, sizi yan sokaktaki yerimize götüreceğim dedi. Olayı anladım ama artık O saatte gezeme planım bozulmasın diye sesimi çıkarmadım görevli beni tramvay durağının karşısında Stuttgartta kine benzer iş hanında bozma bir yere götürdü, elime iki adet anahtar verdi anahtarın birisi sokak kapısının anahtarı idi. Artık yapacak bir şey yoktu, mecburen oraya yerleştim ve hemen kendimi sokağa attım ve şehri yürüyerek gezmeye başladım. Yaşadığım bu dördüncü olan ve hiç beklemediğim durum karşısında şaşkına dönmüştüm, gelmeden önceki düşüncelerim değişmeye başlamıştı. Ancak neden bana böyle anlatmamışlardı. Ayrıca okuduğum blog yazılarında böyle yazmıyordu. Almanya da bulunan otellerde bizde olduğu gibi bir defa kullanılıp atılan ayak terliği yok. Ancak odalar temiz çarşaf ve nevresimler çok temiz ayrıca düzgün.

MANNHEİM ŞEHRİNDE GECE GEZİSİ

Şehrin Tren Garına çıkan ana caddesinde ters yöne doğru yürümeye başladım yaklaşık yarım saat sonra cadde bitti ve karşıma tepesinde MVV yazan bir gökdelen çıktı oradan mecburi olarak sola dönmem gerekiyordu çünkü sağ taraf tenha bir alandı bende sol yöne dönüp yoluma devam ettim, bir çok sokağa girip çıkıyordum. Bir sokakta bulduğum kafe de dinlendim, bazı kişilerle sohbet ettim epeyi zaman geçmişti. Oradan ayrılıp ara sokak ve caddeler dalıp yoluma devam ettim yaklaşık iki saat sonra artık tren garını aramam gerekiyordu. Ancak nereden bulunduğumu ve hangi taraf gitmem gerektiğini de bilmiyordum, elimde internet ve harita olmadığı için yön tayini ile yolu bulmaya çalışırken saat yaklaşık 01.00 olmuştu sokakta karşılaştığım insanlara tren garına nasıl ulaşacağımı sordum tarif ettiler yaklaşık bir saat sonra tren garını buldum O zaman anladım ki tren garında oldukça uzaklaşmışım. Yaptığım bu gece gezisi şehirde yarın gündüz yapacağım gezi için bir kılavuz olmuştu. Gezerken dikkatimi çeken şey şehrin sokakları asla dönemeçli değil düz bir planda kurulmuş, ayrıca kaldırımlar oldukça düzgün yayanın gezmesine hiçbir engel yok. Sokaklarda yayaların kullanacağı çöp kovaları çok uygun ve ihtiyaca göre olması gereken her yerde bulunmakta yere çöp atmanızı gerektiren bir yer yok dersem yalan olmaz.

MANNHEİM ŞEHRİNDE GÜNDÜZ GEZİSİ

Tarih 24 Nisan 2014 olmuştu ve sabah erken otel terk ettim şehri güneyden kuzeye ve batıdan doğuya yürümeye başladım. Şehrin ulaşım ağı genellikle yer üstünde tramvay la sağlanmaktadır. Şehir Stuttgarta göre küçük ve daha az lüks sayılır. Ancak, her şey düzenli bir durumda. Mannheim şehrinde daha çok sayıda Türk var ve Türkler bazı yerlerde yoğunlukla bulunmaktadırlar burada da Türkler genellikle hizmet işi yapıyorlar durumları iyi sayılacak seviyede. Boşta gezenlerde var. Mannheim şehrinde sosyal hayat Stuttgarta göre biraz daha hareketli ve sıcak sayılır. Her şey çağımıza göre gerektiği gibi düzenlenmiş ancak binalar ve yapılar insanı dışlıyor hissini çok yoğun yaşıyorsunuz. Tüm düzenlemeler çok bireysel ve çok maddi. Yapılara ısınamıyorsunuz. Yapılar sizi kavramıyor, hemen her şeyde bir sınırlama ile karşılaşıyorsunuz. İnsanın içindeki ruhun özgürce davranmasına ve icrada bulunmasına tam bir kelepçe vurulduğunu çok açık yaşıyorsunuz. Bunlar birer yorum değil her an yaşananlardır. Bunlara çok açık örnekleri ileride vereceğim.

İNTERNET BAĞLANTISI OLMAYAN TÜRK HAVA YOLLARI ACENTESİ

Yaptığım plana göre zamanımı daha çok gezerek geçirmem gerekiyordu, bende öyle yaptım çok az duraklayıp daha çok geziyordum ENİBAHNSTRALBE  ismindeki bir caddeye geldiğimde bana acilen bir internet bağlantısı gerekiyordu bu yerde bir Türk Hava Yolları bürosu bulunuyordu büroya girdim ve interneti beş dakikalığına kullanabilir miyim diye sordum. Görevli olan ve kırık bir Türkçe ile konuşan kişiler burada internet bağlantısı yok dediler. Peki ama siz biletleri üfleyerek mi kesiyorsunuz veya siz  burada çelik çomak mı oynuyorsunuz dedim. ikiside yüzüme bakıp hiçbir şey söylemediler oradan çıktım ve yoluma devam ettim. İnternet kafe dediğimiz yerler her yerde bulunmuyor bende sürekli gezdiğim için istediğim zaman istediğim yerde internet kafe bulamıyordum. Telefonumda bozuk halde idi, orada ise acilen internet bağlantısı kurmam gerekiyordu. Yoksa satın almanız halinde parası çok cüzi olan hizmet zaten. 2 ya da bilemedin 3 Euro olan bir hizmet.  Avrupa da olduğu iddia edilen medeniyetti nasıl tarif etmek gerekiyordu veya bize medeniyeti yanlış mı öğretmişlerdi.

MEDENİYETİ NASIL TARİF ETMEK GEREKİYORDU

Avrupa da olduğu iddia edilen medeniyetti nasıl tarif etmek gerekiyordu veya bize medeniyeti yanlış mı öğretmişlerdi, ya da benim medeniyette haberim yoktu, ben bu işi hiç bilmiyordum. Acaba medeniyet diye adlandırılan bu sosyal kurum tamamen maddiyata mı bağlanmıştı. Ya da yardım severlik denen kurum medeniyet diye adlandırılan kurumun dışında mı yer alıyordu, Medeniyet diye adlandırılan bu enternasyonal kurum burada sadece yüksek sesle konuşmamak mı, şehrin çağımıza göre mükemmel bir şekilde planlanmış olması mı veya Taşıtların yayalara gösterdiği saygı mı, Ulaşımın kolay olması mı, “Adalet kurumunun iyi çalışması mı” İnsanın insana karşı olan şahsi sorumluluğun tamamen devlete devir edilmesi mi, bu nasıl bir iş acaba, Yoksa burada karşılaştığım güzelliklerin hepsi bir sistemin doğurduklarımı acaba, işlerliği çağımıza göre düzgün olan bu sosyal düzenlemelerin maneviyatı yoksa ki yok. Yok, olduğunu bizzat yaşadım ve gördüm. Bu düzenlemelerin tamamı medeniyet olarak adlandırılabilir mi? Bu soruları kendime sorarak yoluma devam ettim. Bu soruların cevabını seyahatimi tamamlayınca daha kolay bulacağımı ve verebileceğimi düşünmeye devam ettim.

İNSANI RAHATSIZ ETMİYORLAR

Şehirde nereye giderseniz gidin tüm kafeler ve dinlenecek diğer yerleri mükemmel düzenlemişler, Her yer çok temiz, hijyene çok dikkat ediyorlar, Tuvaletleri çok temiz, bir yere oturduğunuzda kimse gelip sizi rahatsız etmiyor ve size bir şey sormuyorlar isterseniz saatlerce oturun fark etmiyor. Bir kimse diğer bir kimsenin sırasını almaya çalışmıyor, Saatlerce gezinin sonunda artık akşam olmuştu ve ben Frankfurta gidecektim. Gündüz yaptığım gezi sırasında çok güzel kiliseleri gezdim. Gezdiğim her yerin çok sayıda fotoğrafını çekmeye çalıştım. Sonuçta sıra bilet almaya gelmişti.Bu şehirde iletişim kurmam gereken Aliya Mannheim hanım efendi arkadaşımla iletişim kurma imkanım olamadı. Bu sebeple kendisi sonraki günlerde üzüntülerini bildirdi. Tren garında bilet aldığımda saat 20.30 olmuştu. Gece yolculuğu sonunda saat 21.00 geçerken Frankfurta varmıştım. Bir sonraki seyahatname yazımda aklıma takılan soruların cevabını bulmaya ve vermeye çalışacağım. Ayrıca gördüklerimi elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım. Sağlık, sevgi ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…