HOLLANDA SEYAHATİ

HOLLANDA SEYAHATİ

HOLLANDA’DA KARNAVAL VARMIŞ

26 Nisan 2014 Akşamı Hollanda’ya gitmek üzere Köln şehrinde ayrıldım. O gece üç saatlik ve aktarmalı Tren yolculuğundan sonra Amsterdam’a ulaştım. Alman Trenleri Hollanda’nın Utrecht şehrinde kadar gidiyor. Yolcular buradan aktarma yaparak artık Hollanda Trenleri ile yoluna devam ediyorlar. Amsterdam’a vardığımda yer gök turuncuya bürünmüştü, Karnavaldan haberim olmadığı için bir anlam veremedim. Sonra sorduğumda Hollanda Kraliçesinin doğum günü kutlamaları olduğunu öğrendim.

CADDE VE SOKAKLARDA AYAK BASACAK YER BULMAK İMKANSIZDI

Tren İstasyonundan itibaren yerlerde biriken çöpler diz boyu olmuştu, ayak basacak yer yoktu. Çok dikkatli yürümek gerekiyordu her an çöplerde kayıp düşmek işten bile değildi. Ana caddeyi takip ederek şehrin içlerine doğru yürümeye devam ettim. Şehrin içlerini yaklaşık üç saat yürüyerek gezdim. Almanya’da gördüğüm düzeni burada yakalayamadım. Caddelerde ve sokaklarda her yaştan ve her türden insanlar sürekli olarak sağdan sola soldan sağa akıyorlardı. Birçoğu hem gidiyor hem sigara sarıyordu, bir anlam verememiştim insanlar neden hazır sigara dururken kendisi sarıp içiyordu acaba, merak ettiğim için sordum, sorunca insanların sardığı tütünün içinde tütünden başka şeylerin olduğunu öğrenmiş oldum.

Yemek satan yelere girmek mümkün değil çok kalabalıktı sıra bekleyip girebileceğim yerlerin masaların üstleri ve masa altları tamamen yemek atıkları ile dolu halde idi. Ana cadde üzerindeki bir Burger King’e gitmeye karar verdim, orası temizdir diye düşündüm. Ancak orası da aynı şekilde çöple dolu halde idi. Girmekten vaz geçtim. Böylece Amsterdam’da yemek yeme imkanı bulamadım. Amsterdam’da Kırmızı Fener Sokağı diye adlandırılan Red Light’ leri aramaya gerek yoktur. Her yerde karşılaşmanız mümkün.

Hollanda’lıların konuştuğu İngilizcenin çok net anlaşıldığını fark ettim. Almanların İngilizcesi çok zor anlaşılıyor. Hollanda’da bir adres ya da sorulan her soruya çok geniş cevap veriyorlar ve her konuda yardımcı oluyorlar, Almanya’da böyle değil, çok kısa cevap veriyorlar ve fazla ilgilenmek istemiyorlar. Hollanda’nın hemen her yerinde çok geniş su ile dolu su kanalları var. Hollanda’nın, binaları genellikle koyu bordo renkli. Hollanda’daki fiyatlar Almanya ile aynısı sayılabilir. Dikkatimi çeken diğer bir husus Hollanda Trenlerinde bilet kontrolü yapılmıyor. Sadece ilk istasyonda Trene binerken bilet kontrolü yapılıyor. Hollanda insanları Almanya’ya göre oldukça sıcak ve insan bir şekilde elektrik alabiliyor.

Konaklamak için otel aradım ancak oteller tamamen dolu idi. Düşünmek ve karar vermek üzere sokakları terk ederek sahil kenarında bir kafede oturdum. Yarım saat dinlenip düşündükten sonra geldiğim yöne Trenle gitmeye ve ara Tren istasyonlardan inerek otel aramaya karar verdim. Nede olsa geldiğim yönde kalan istasyonların bulunduğu merkezlerin daha sakin olduğunu düşündüm.

AMSTERDAM’DA AYRILMAK ZORUNDA KALDIM

Amsterdam’da Otel bulamayacağımı anlayınca Planladığım gibi yeniden Amsterdam Tren İstasyonuna giderek geldiğim yöne doğru gidip ikinci Tren istasyonunda indim. Ancak çevre çok küçüktü otel aramaya gerek görmedim. Bir süre sonra gelen trenle yeniden yola devam ettim. Utrecht istasyonuna gelince trende indim. İstasyonu doğu kapısında terk ederek şehrin merkezine doğru yürümeye devam ettim. Yarım saat yürüdükten sonra bir Cami ile karşılaştım saat artık 00.30 olmuştu ve sokaklar oldukça tenha durumdaydı, ancak yine de tek tük açık yerler vardı. Belediye Otobüsleri halen çalışıyordu. Bir planım olmadığı için binaların yoğunlaştığı yöne doğru yürümeye devam ettim. Altı yedi sokak geçtikten sonra geldiğim bir sokakta kafeye benzer ve açık olan bir yere girdim. İçeriye girdiğimde tam bir Türk Kahvehanesi ile karşılaştım.

UTRECHT ŞEHRİNDE ÇOK MUTLU OLDUM

Neresi olduğunu bilmediğim ve tesadüfen bulduğum bu Kahvehane epeyce dolu idi. Birkaç çay içtikten sonra Kahvehaneyi çalıştıran ve Ispartalı olduğunu söyleyen Niyazi Abi bulunduğum masaya oturdu, hoş geldin dedi. Tanışma merasiminden sonra sohbet etmeye başladık. Müşterilerden gelen siparişler için masadan ayrılan Niyazi abi sonra tekrar yanıma geliyordu, Niyazi abi ile kesintili olan bu sohbetimizi çok sıcak bir havadan devam ettiriyorduk. Niyazi abi tam bir Anadolu insanıydı, öylesine samimi bir insan ki her hali ile bunu belli ediyordu. Ayrıca orada bulunan müşterilerde çok, samimi insanlardı sohbetleri ile bunu açık olarak ortaya koyuyorlardı.

Sohbetimiz ilerledikçe ilerliyordu, Müşteriler artık kahvehaneyi terk etmeye başladıklarında saat 02,00 olmuştu. Bende artık gideyim dedim. Niyazi abi istersen oturabilirsin dedi, çünkü şimdi müşteriler telefon ettiler gelip oturacaklarmış ben onları bekleyeceğim dedi. Ayrıca bu saatte nereye gideceksin bizim eve gidelim bu gece bizde kal dedi. Kendisine teşekkür ettim ve gezi programına göre sabah olduğunda Bremen Şehrinde olmam gerektiğini söyledim.

Kısa bir süre sonra iki kişi geldi. Gelenler bacanakmış ve çalıştırdıkları dükkânı yeni kapatmışlar. Yeni gelen Dilaver ve Ahmet abi ile sohbetimiz Saat 03.30’ a kadar devam etti. Dilaver bu gün satışlarının çok iyi geçtiğini söyledi. Ahmet abi emekli olmuş Türkiye’ye gitmeyi planlıyordu. Ahmet abi Sakarya’ya gidip yaşamayı ve ne iş yapacağını planlıyordu. Bu sohbetlerden sonra Türklerin oldukça ilerlediklerini, kendilerini aştıklarını, Çalışanların durumlarının iyi olduğunu, Bulunduğu yerde saygınlık kazandıklarını, kendi kültürel özünden uzaklaşmadıklarını, gördüm. Saat çok geç olmuştu ve benim Tren İstasyonuna gitmem gerekiyordu. Dilaver, ben seni araba ile istasyona götüreyim dedi, kendisine teşekkür ettim Yürümek istediğimi belirttim. Niyazi abi, Ahmet abi ve Dilaver kardeşimle helalleşerek ayrıldım. Ayrılırken Niyazi abi bende Çay Kahve parası almadığı gibi üstüne üstlük ayrıca yemem için yanıma birçok yiyecek vermeye çalıştı. Burada Niyazi abiye, Ahmet Abiye ve Dilaver’e çok teşekkür ederim.

BREMEN’E DÖNDÜM

Utrecht Tren istasyonuna geldiğimde saat 05.00’de Bremen Şehrine iki defa aktarma yaparak gidebileceğimi öğrendim ve biletimi aldım. Tren hareket ettiğinde artık ortalık aydınlanmaya başlamıştı. O gece hiç uyumamıştım. İlk aktarma yeri istasyonuna geldiğimizde bulunduğum koltukta uyuya kalmışım. Bayan bir görevli Huu,Huuuu diye seslenince uyanıp Treni terk ettim. Halen Hollanda sınırları içinde bulunuyorduk. Kısa bir süre sonra Alman Treni geldi ve yolumuza devam ettik. Almanya sınırları içinde ikinci aktarmayı yaptıktan sonra Bremen Şehrine yaklaşmıştık. Bremen Şehrini ve daha sonra gideceğim Hamburg ile Berlin seyahatimi yazacağım üç seyahatname yazısı ile anlatmaya çalışacağım. Yeni bir seyahatname yazısında buluşmak üzere, Sağlık, sevgi ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…