ERZURUM SEYAHATİ

ERZURUM SEYAHATİ

 ERZURUM’DA KİMSE ÜŞÜMEZ

Erzurum şehrine, ilk defa 02 Ekim 2008 tarihinde gitmiştim. Seyahatim bittikten sonra Erzurum’u öylesine çok sevdim ki, daha sonraki tarihlerde her fırsatta yolumu, Erzurum’a düşürmeye çalıştım. Erzurum şehri, insanın ilgisini ve sevgisini, devamlı olarak arttıran bir şehir. Erzurum maddi ve manevi değerleri kendi içinde toplamış ve muhafaza etmeye devam etmektedir.

Erzurum şehrinde, Kültürel alt yapı çok güçlü, Anadolu Selçuklu Devletinin tarihi yapıları ve izleri en belirgin olarak burada görülebilir.

Erzurum; Tarih, Doğal güzellik, Turizm, Kültür, Gelişmiş Sosyal hayat, Ulaşım, Gelişmiş Şehirleşme, Cıvıl, Cıvıl bir Ticaret, Zengin bir mutfak, İnsan ilişkilerindeki güven, Yardımlaşma ve Misafirperverlik gibi bu yansımaların hepsinin bir arada bulunduğu bir şehirdir. Nihayet Erzurum’da insanın ruhu tam bir sıcaklığı yaşamaktadır.

E (2)Erzurum

ERZURUM’UN YOLLARI

2008 yılında Erzurum’a Trabzon Gümüşhane ve Bayburt yollarını aşarak gitmiştim. Yolların çok büyük kısmı dağlardan geçmektedir çok sayıda geçit vardır. Bayburt’tan sonra yol önce dönerek ve tırmanarak Kop dağının zirvesine ulaşmaktan sonra artık inişe geçerek bir süre sonra düzlük bir alanda devam edip Aşkale ilçesine ulaşmaktadır. Yollar Kop dağını geçinceye kadar oldukça zorlu bir etaptır. Yolu ve yolculuğu sevenler için müstesna bir güzergâhtır. Ben zorlu yolları sevdiğim için. Her defasında aynı güzergâhı takip ederek Erzurum’a varmak isterim.

E (6)Erzurum

PASİNLER (HASAN KALA)

Erzurum, Kars yolu üzerinde bulunan Pasinler(Hasankale) ilçesi tam bir ovada yet almaktadır. Pasinler ilçesi çok geniş tarım alanlarına sahiptir. Pasinler ovasını Aras nehri sulamaktadır. Biz Pasinler ilçesinde Ekim ayında ziyaret etmiştik. Ekim ayında yol kenarlarında, Beyaz Lahana, Beyaz Kabak, Bal kabağı ve diğer sebzeleri satmaktaydı. Pasinlerde Kükürt oranı yüksek kaplıcalar vardır. Pasinlerin eski ismi Hasankale’dir. Namı diğer Teyyo Pehlivan. Bu ilçede doğmuş ve bu ilçede hayata gözlerini kapatmıştır.

E (7)Horasan İlçesi

TEYYO PEHLİVAN

1923 Yılında Pasinler (Hasankale) ilçesinde doğan ve 86 yaşında Pasinlerde hayata gözlerini kapatan, Teyyo Pehlivanın gerçek ismi, Tayyib İde’dir. Teyyo Pehlivan, “Pehlivan” lakabını gençliğinde yaptığı ve ömrü boyunca ilgi duyduğu karakucak güreşlerinde dolayı almıştır. Okuryazarlığı olmayan Teyyo Pehlivanın, Hayal gücü O kadar geniş ve güçlü imiş ki anlattığı fıkraları gerçek gibi ve çok ciddiyetle anlatırmış ve herkesi güldürürmüş anlattığı fıkralar öylesine yayılmış ki artık Dünyada herkesin diline yerleşmiş durumdadır. Teyyo Pehlivan ömründe hiç evlenmemiştir.

Teyyo pehlivanın anlattığı tatlı yalanlarını öyle fıkralara çevirmiş ki. Teyyo Pehlivanın fıkralarını daha yakında incelendiğinde aslında tüm fıkralarında çok müthiş bir zekâ fışkırdığını göreceksiniz.

Teyyo Pehlivanın, hemen her fıkrasında bir pozitif anlayış vardır. Fıkralarının tümünde başarıyı övmüştür. Okuryazarlığı olmadığı halde fıkraları ile Dünyanın sosyal yaşamının büyük fotoğrafını ortaya koymuştur. Hayatta her şeyin bir çözümü olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Fıkrasına konu olan coğrafi uzaklıklarda kullandığı araçlar eski olabilir. Ancak günümüzde bu coğrafi uzaklıklar, Teyyo Pehlivanın tarif ettiği kısa sürelerde alınabilmektedir.

Teyyo Pehlivan fıkraları ile teknolojinin ne kadar gelişebileceğini ortaya koymuştur. Günümüzde ışınlanma denemeleri yapılmaktadır ve kısmen gerçekleşmiş durumda değil mi ki.

Teyyo Pehlivanın her fıkrasında hayatın köküne dayalı doğal ve üstün bir mizah olduğu çok açık bence.

Teyyo Pehlivan fıkraları ile ruhen mutlu ve ruhen özgür olmanın örneklerini ortaya koymuştur.

Teyyo Pehlivan aslında derin bir kemale ermişlik örneğidir. Çünkü kendisini alayın ve palavranın merkezine yerleştirerek insanların kendisin alaya almasını yâda palavra attığını söylemelerine kulak asmadan ve alınganlık göstermeden tüm yükü üslenerek ömrü boyunca insanlığı güldürmeye devam etmiştir.

Teyyo Pehlivan fıkralarında ismini andığı insanların rütbelerine ve sosyal varlığına ve kimliğine hep saygı göstermiştir. Kendisini yüceltmek yerine sadece imkânsızların çözümünde bir figür olarak kullanmıştır.

Mümkünse Teyyo Pehlivanın fıkralarını okursanız sizleri de güldürecektir sanıyorum. Gülmemeniz çok zayıf bir ihtimal, çünkü fıkraların hepsi hayatın içinde doğmuş doğal sınırlı fıkralardır.

Teyyo Pehlivanın bazı fıkraları kendi ağzında anlatımı ile aşağıda yer almaktadır.

VAPURU NASIL ÇIKARDIM ?
Bir gün gahvede oturiram, telefon çaldi
“Pehlivan seni telefona istirler” dediler.
Gaktım baktım, Trabzon Valisi:
Pehlivan, denize bir cip düştü… Çok uğraştık çıkaramadık… Allah’ını seversen gel bize yardım et.
Gıramadım herifi. Gettim Trabzon’a. Atladım denize. Tahtim halati cipe. Bir eliminen halatı çekirem, bir eliminen de gulaç atirem. Öyle bir ağır ki sormayın… Çekirem çekirem yerinden zor kıpırdir. Tikkatli baktim ki bir de ne görim? Meğerse cipe koca bir vapur takılmış. Sonunda hayli terledim ama cipi de, cipin kuyruğuna takılmış vapuru da çıkardim”

ATATÜRK İLE AVA GİTTİM
Rahmetli Atatürk, İsmet İnönü birde ben Suriye sınırına ava gettik, elimizde mavzerler var, birde ne görim havada bir bölük durna dönüp durir, ilkin Atatürk ateş etti, vuramadi, sonra İnöni atdi oda vuramadi, ben elime mavzeri alıp ya Allah Bismillah diyip tetige toğundum, birde bağdım bir bölik durna ayağımın dibine düşti, hemen Atatürk yanıma gelip sırtımı sıvazladi “Aferim Teyyo eyi atıcıymışsan” dedi.

TÜRKAN ŞORAY BANA AŞIK
Türkan Şoray Erzurum’a filim çevirmeğe gelmiş. O zaman benim de delikanlı çağım. Tutuldi kadın… Sabah akşam birlihteyih, ‘Teyyo diyir başka bir şey demir. Birgün Türkan golumda bizim eve dogri gidirih. Esnaf işini bırakmış bizi gollir. Ele süzirler, sanki heç garı görmemişler.

AT İLE AMERİKA
“Elizabet o gün Amerika’dan beni aradı. Bir at bul bul yanima gel dedi. Garıdaki güzelliği bir görsez anam avradım olsun yayan gidersiniz.

KARTALI YAKALADIM
Bir gün uçakla Ankara’ya gidirem. Elimi de camdan çıkarmışam, bir baktım bir gartal, hemen elimi uzattım, yakaladım aldım gartalı içeri. Ola bi baktım, hostesler nasıl cıvılir, nasıl cıvılir. Neyse bende gorkutmiyim zavallı gızları dedim ve bıraktım gartali, uçtu gitti.

MUHAMMED ALİ İLE BOKS
Daha Muhammet Ali müslüman olmamış! Bana dediler ki
“Teyo yensen yensen, bu adamı dünyada bir tek sen yenersen.. Bu adamla bir ringe çıh da, haddini bildir.” Gıramadım çocuğlari.. Gahdım taaa Amerika’ya geddım.
Attılar beni ringin ortasına, Nasi vuriram Muhammet Ali’ye… Baktım bir ara salavat getirir.
O sırada birisi merak edip sorar.
-Teyyo dayı müslüman olmayan biri hiç salavat getirir mi?
Teyyo ayağa kalkar…
-O gedder yumruği yiyen de, din iman mi kalır… ?

E (9)Aşkale ilçesi

HORASAN

Erzurum’da iki gün kaldıktan sonra, Kars yolu üzerinde yer alan Horasan ilçesine gelmiştik. Horasan yolu Aras nehri boyunca uzanmaktadır. Biz geçerken saat: 13.30’du ve Nehir kenarlarında balık tutan insanlar vardı. Bu kara yolunu ayrıca tren yolu takip etmektedir. Tren yolu ilçenin içinde geçmektedir.

Horasan ilçesini hem turladık hem de fotoğraf çektik. Anadolu’nun turist almayan yörelerine öteden beri gidenler genellikle ya gazeteciler yâda televizyoncular olmuştur. Televizyoncular yâda gazetecilerde fotoğraf yâda kamera çekimleri yaptıkları için şimdi oralarda fotoğraf yâda kamera çekeni gören insanlar hemen soruyorlar siz gazetecimizsiniz.

İnsanlar Fotoğraf yâda kamera çekenleri çok dikkatle takip ediyorlar, dikkatle süzüyorlar ve soruyorlar siz gazetecimsiniz diye. Bize de aynısını sordular. Ben burada fotoğraf çekerken yanıma yaklaşan bir kişi şöyle seslendi “YAZ GAZATACI YAZ” GÖRÜYORSUN ŞU PES PERİŞAN HALİMİZİ.

E (4)
Oltu İlçesi

OLTU İLÇESİ

Dünyada, Doğal taşı ile anılan, Erzurum şehrinin Oltu ilçesi, Erzurum şehrinin kuzeyinde yer almaktadır. Oltu ilçesine 18 Eylül 2012 tarihinde gittim. İlçeye Artvin’in Yusufeli ilçesinden gelmiştim. Oltu ilçesine geldiğimde saat yaklaşık 15.00 olmuştu. İlçenin tamamını turladım ve Fotoğraf çektim. Oltu ilçesi oldukça büyük güzel ve gelişmiş bir yer. Ne ararsan bulabileceğiniz bir merkez haline gelmiş. İlçenin bağlantı yolları oldukça güzel ve bölünmüş yollar. İlçeyi turladıktan sonra kullandığım kiralık arabayı ilçe merkezine park ettim ve Oltu taşı satılan bir merkez aramaya başladım.

İlçenin tam merkezine, Oltu taşında yapılmış hediyeliklerin satıldığı bir iş han yapılmış. Bu iş hanı Erzurum’daki TAŞ HAN kadar büyük değil ancak çok güzel bir yer. Aradığınız her türlü Oltu taşında yapılmış el sanatı ürünlerini bulabilirsiniz.

Dükkânları epey dolaşıp fikir edindikten sonra, sonuçta 28 numaralı dükkâna girip oturdum. Dükkân sahibinin ismi Eyüp Coşkun’la tanıştım Eyüp’le uzun bir süre sohbet ettik. Eyüp kardeşim Üniversite bitirmiş kendisini geliştirmiş oldukça derin, açık, saygılı ve Hümanist bir kişiliğe sahip. Sohbet ederken kişiliğine hayran kaldım.

Oltu ilçesinde, Tespih yâda diğer hediyelikleri almak çok hesaplı, İstanbul gibi büyük şehirlerde 250-TL ye satılan bir tespihi oradan 50-TL ye alabilirsiniz. Tespih yâda kadın takılarını almak isteyenlerin, Telefon etmesi halinde kargo ile alabilirler. Eyüp Coşkun’un Telefonu: 0546-951.90.18 yâda yolu Oltu’ya düşenler Eyüp Coşkun’a ait 28 nolu dükkâna giderek güvenle hediyelik eşya alabilir. Asla fahiş fiyatla karşılaşmazsınız. Eyüp kardeşim ısrarla sohbet etmek ve beni misafir etmeyi teklif etti. Ancak ben dönmek zorundaydım. Hava artık kararmıştı ve ben Havaalanına yetişecektim. Eyüp kardeşimle helalleşerek ayrıldım. Buradan Eyüp kardeşime selam olsun.

E (15)Eyüp Coşkun – Oltu İlçesi

KADAYIF DOLMASININ ADI MUMMER USTA

Şimdilerde, Dünyaca bilinen, Erzurum Kadayıf Dolması, öteden beri geleneksel olarak evlerde yapılırmış. Kadayıf dolması mükemmel bir tatlı. Adı Kadayıf dolması ile özdeşleşen, Muammer usta, Numune Hastanesinin karşısında küçük bir dükkânda üretim yaparak, öylesine ünlenmiş ki artık çok mükemmel ambalajlar yaparak dünyanın yanına Kadayıf dolması satan ve gönderen duruma gelmiş.

Yolunuzun Erzurum’a düşerse, Muammer Ustayı ziyaret etmeniz halinde damağınızda mükemmel bir tat bırakır sanıyorum. Muammer Ustanın Telefonu: 0442-233.49.51 Cep Numarası:0532-584.63.09

E (17)Erzurum-Taş Han

CAĞ KEBAP VE KEMAL KOÇ

Bizde herkes gibi Cağ Kebabı yemek için Kemal Koç’un Restoranına gittik. Kemal abi ile görüşüp konuştuğumda bana şunları anlattı; Kemal abi bir yandan nargilesini içiyordu bir yandan ’da anlatıyordu. Kemal abi 1948 Yılında, Tortum İlçesinin Pehlivanlı Köyünde doğmuş. Hayatında çok değişik yerlerde ve çok değişik işlerle uğraştığını anlattı. Cağ kebabının babasının icadı olduğunu anlattı. Ayrıca şiir yazdığını yazdığı şiirleri bir kitap haline getirdiğini ve müşterilerine hediye ettiğini anlattı. Kemal abiye bana poz verip vermeyeceğini sordum. Memnuniyetle kabul etti. Ben fotoğraf makinasını ayarlarken kendisi bir pozisyon alıp bana şöyle seslendi, “ŞÖYLE DURİM HEMİİ” bende tamam abi nasıl istersen öyle dur dedim, birkaç poz çektikten sonra bize çay ikram etti. Kemal abi adı gibi Kemale ermiş bir insandı.

Kemal Koç’un Cağ kebap Restoranı, Kongre Caddesi üzerindeki Kongre binasının karşısında ve Köşe başındadır. Restoran içinde Dinlenme yeri Çocuklu kadınlar için Süt odası ve Mescit bulunmaktadır. Restoranı ziyaret eden ünlü kişilerin fotoğraflar O kadar çok ki bakmakla bitmez. Kemal Koç’un Telefon Numarası: 0442-218.23.95

Bir sonraki seyahatname yazısında buluşmak üzere, Sağlık, sevgi ve muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

K (37)Kemal Koç – Erzurum

 [embedyt]http://www.youtube.com/watch?v=RnP3lA5BeLE[/embedyt]

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…