BAYBURT SEYAHATİ

BAYBURT SEYAHATİ

BAYBURT’UN GÜZEL İNSANLARI

Bayburt’a ilk defa 01Ekim 2008 Tarihinde gitmiştim. Bayburt’a Trabzon girişinde gitmiştik, Trabzon girişi Zigana dağından geçtikten sonra gidilen batıda ve yüksek bir tepede yer almaktadır ve Bayburt nerdeyse tamamen görülmektedir.  Bayburt’un kuzeyi ve doğusu dağlarla çevrili durumdadır. Biz gittiğimizde Bayburt’un kuzey yamaçlarına yüksek konutlar yapılıyordu, şehrin ortasında çok keyifle ve gürül, gürül akan Çoruh nehri akmaktadır. Yeşil akan Çoruh Nehri şehri iki bölmüş durumdadır. Şehrin kuzey yamacında büyük bir kale yer almaktadır. Bayburt çok eski bir yerleşim ve çok güzel camileri vardır. O tarihte şehrin sokakları daha çok kilit taşı ile döşenmişti.

B (5)Bayburt-Çoruh Nehri

BAYBURT’UN SOKAKLARINDA GEZERKEN İNSANLIĞIN GÜZEL YÜZÜNÜ HATIRLIYORSUNUZ…

Bayburt şehrinin içine daldığımızda her zamanki gibi önce geniş bir şehir turu atmıştık ve kaleye yakın merkezde yer alan Osmanlı yapımı caminin yakınında park ettikten sonra şehri yürüyerek gezmeye başladık. Biz iki kişiydik.  Bayburt sokaklarında karşılaştığınız insanların hemen hepsi selam vermeden geçmiyorlar ve sokaklardan yürürken dükkânlarının önünde oturan insanlar oturduğu yerden ayağa kalkarak size hoş geldiniz diyorlar, öylesine bir yakınlık gösteriyorlar ki insan mahcubiyet yaşıyor inanın. Bu durum insanın derinliklerindeki insanlığı en üste çıkarıyor adeta,

B (6)Bayburt

BAYBURT’UN DÖNERİ VE MAYDANOZ RESTAURANT

Nerede yemek yiyelim diye düşünmeye başlamıştık, Aklımızda Bayburt’un Yaprak dönerinin menşur olduğu vardı ancak en iyi döneri nereden yiyeceğimizi düşünürken İstanbul’daki arkadaşımız Bayburtlu İbrahim Akgün’ aradım ve sordum, Bana MAYDANOZ Restoranı tarif etti, gerçekten’ de övdüğü kadar varmış.

B (9)Bayburt

BÜFE SAHİBİ İŞİNİ BIRAKIP BİZİ İHRAM SATANA GÖTÜRDÜ

Şehrin ortasında geçen Çoruh nehri boyunca gezmeye koyulmuştuk, önümüze çıkan bir büfenin önünde su dolu bir kapın içinde top şeklinde yuvarlanmış, KENGER SAKIZLARI satılıyordu,

KENGER SAKIZI, tamamen Kenger bitkisinin kökünde elde edilmektedir, ilk etapta sert olana sakızı takriben on beş dakika çiğnedikten sonra, pamuk gibi olan ve asla çiğnemekten vaz geçemeyeceğiniz bir kıvam ve tada ulaşılmaktadır. Kenger sakızları Kayseri, Sivas ve Malatya yörelerinde oval şekilde yapılır.

Büfede sakız satın alırken Bayburt’ da birçok bayanın üzerine sardığı büyük şal şeklindeki yün ihramların nereden satıldığını sorduk. Büfe sahibi bize nereden satıldığını bilmediğini ancak hemen telefona sarılarak Annesini aradı ve sordu, Annesinin tarif ettiği yeri bize tarif etmeden önce bizim Bayburt’u bilip bilmediğimizi sordu, bizde Bayburt’a yeni geldiğimizi ancak tarif etmesi halinde bulabileceğimizi söyledik, Büfe sahibi bize ben sizi oraya kadar götüreyim dedi. Biz kabul etmedik, kendisine siz işinizden olursunuz, biz bunu kabul edemeyiz dediysek de Büfe sahibi olmaz benim sizi götürmem gerekir dedi, Yandaki komşusuna dükkâna bakmasını haber verdikten sonra önümüze düşerek bizi yüncü dükkânına kadar götürdü. Kendisine nasıl teşekkür edebileceğimizi dahi bilemedik, Büfe sahibi öylesine bir sevinçle yürüyordu’ ki inanılmaz bir insanlık örneğiydi bizim için, Aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen büfe sahibinin inanılmaz sevinci halen gözümün önünde canlılığını korumaktadır. Burada bir defa daha, Büfe sahibine ve tüm Bayburt’a selam olsun.

Bayburt’ da karşılaştığımız bu insanlık örneği karşısında elimde gelen ise; Sadece her fırsatta ve bulunduğum her ortamda bir örnek olarak anlatmaya çalışıyorum.

B (8)Bayburt

BAYBURT’DA NELER VAR

Bayburt’ da Kaleyi, Camileri, Bedesteni, Saat kulesini, Yeraltı şehrini, mağaralarını, Türbelerini, Kümbetlerini görmek ve Bayburt’un KETE’ sini ve KÖME ‘sini tatmak için gitmek gerekir. Gideceklerin ise memnuniyetle ayrılacağını söylemem yanlış olmaz bence. Başka bir seyahatname yazısında buluşmak üzere,  Sağlıklı, Sevgi ve Muhabbetle kalın. Rıza Çubuk.

B (10)Bayburt-Kop Dağı Zirvesi

  [embedyt]http://www.youtube.com/watch?v=f_I8bYM2rRY[/embedyt]

Yazar

Gezdikçe; Dünyası büyüyor,hedefleri çoğalıyor, ön yargıları azalıyor, gönül zenginliği artıyor, ibret alıyor … Gezdikçe; Kendini keşfediyor, keşfettikçe başka eksiklerini görüyor, eksikleri farklı şeylerle tamamlıyor, tamamlarken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken daha iyi anlıyor, daha iyi anladıkça daha çok öğrenmek istiyor, daha çok öğrenmek istedikçe gezme arzusu daha da artıyor… Geziyorum, tecrübe ediyorum ve bunları fotoğraflarımın yanında yazılarımla paylaşıyorum. Bu paylaşımın özünde, hayatımızı, çevremizi ve diğer tüm hayatları elimden geldiğince sosyal tarihin sayfalarına aktarmaya çalışıyorum… Aslında, geçici göç olarak tarif edebileceğimiz seyahat, İnsan hayatının başlangıcı ile sonu arasında devamlı bir biçimde var olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle, göç insanın kaderidir, demek yanlış olmayacaktır sanıyorum…